DOLAR 32,8238 0.06%
EURO 35,2352 -0.07%
ALTIN 2.446,280,06
BITCOIN 2183734-0,03%
İstanbul
28°

AÇIK

03:24

İMSAK'A KALAN SÜRE

KPT ERHAN ŞENGÜL

KPT ERHAN ŞENGÜL

29 Mayıs 2024 Çarşamba

ANNEM ANNEM

ANNEM ANNEM
0

BEĞENDİM

ABONE OL

1 – Ukrayna Kiev’li SVETA ile sekiz yıl evli kaldım.. Kızım İnci’nin annesi… Hikaye uzun ama kısaca olmadı bir türlü diyelim, ayrıldık medeni bir şekilde…

2 – Sonra internette Alina ile tanıştım… Sevastopol, Ukrayna’ lı, İki ay falan yazıştık… Ben onu beğendim, o bana güvendi… Gelsene dedim, beraber tatil yapalım…

Geldi… Foça’ya gitmek için onu Adnan Menderes ‘te karşıladım…

Otele vardık… Kayıt yaptırıyoruz resepsiyonda… İsmini gördüm pasaportunda : SVETA

Sordum bu ne!!!

—– Alina internet isim dedi , gerçek Sveta..

Bir yıl beraber yaşadık… Hep Aliş dedim ona.. Sonra evlenmek istedi… KAÇTIM..

Biraz zaman geçti, iş için Sevastopol’a gittim… Helallik dilemek için aradım buldum onu..

—–Senden sonra o kadar kötü günler yaşadım ki dedi, ben seni affetsem, o zaman yanımda olan ANNEM yaşadıkça seni affetmez…

3 – Yine internet falan… Macerada seviyorum, Ukranya’da küçücük bir kasabadayım Komsomolsk isminde… Yeni kahramanımın ismi ne!!! Hadi yaaaa diyeceksiniz : SVETA…. Vallahi doğru)))

İki yıl sürdü aşk meşk işleri… Tanıştığımızda şımarık paralı bir ukalaydım… İflas ettim… Ofisi, cebimde sadece demir liralar kalmışken kapattım… telaffuz etmekten korktuğum bir borç sırtımda.. Şaşaalı günler bitti…

O ise, eşyasını topladı Kartal’daki evimizden, çekti gitti çulsuzdan…

Son koca 15 yılda üç Ukranya’lı hanımefendi vardı hayatımda ve bizim Ayşe, Fatma benzeri hepsi SVETA

Annemle muhabbet ediyoruz…

— Oğlum Ukranya’lı kadınları çokmu beğeniyorsun?

Heşeyimi bilen anacağıma diyorum ki

— Evet be Annem

— Tamam karşı değilim Ukranya’lı kızlara, bulursan yakışanı, hoşgeldi ailemize… Ama senden bir ricam var..

— başım üstüne anam

— artık hiç bir SVETA olmayacak hayatında..

—- Söz SANA )))

Bu konuşmadan birkaç ay sonra.. Odessa’da, 80’ler, 90’lar çalan bir pub’ın barında, sakin bir akşam, taburede votka, meyvadayım…

Sol tarafıma bir afet geldi ki sormayın gitsin… Sarı saçları kahküllü ve omuzlarda dans ediyor, gözlerine mavi demek günah, bildiğin lacivert bakıyor… O’da benim gibi tek başına.

Üç beş dakika sonra hafifçe döndüm ona

—- privet ( merhaba) dedim

Küçük bir tebessüm ile

—- privet, dedi Martini Rosso kadehini hafifçe bana doğru kaldırırken

Offffffff, bildiğin kaleciyide geçmiş, boş kaleye topu süren santrofor kıvamındayım.

—- Kak tybe zavut ( ismin ne) dedim muhabbet yürüsün diye…

Lacivert gözlerinden ılık kıvılcımlar saçarken

—- S V E T A deyiverdi ya laaaa ((((

Anacığımın ricası aklımda, taburedeki popomu soldan sağa kafamla beraber çeviriverdim mağrur)))

— elveda bütün Sveta ‘ lar)))

Time for Olha’s😎

ANNEM ANNEM SENİ ÇOK SEVİYORUM

ERHAN ŞENGÜL

10. 05. 2020

Hint Okyanusu

Devamını Oku

PORT GENTIL

PORT GENTIL
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hafta sonu şeysi))

İlk kitabım OLHA’nın, kenar – köşede kalmış bir eski hikayesini sizinle paylaşmak istedim… Okumayanların canı, okuyanların gözleri sağolsun… mNot: resim de arka tarafta gözüken Gaviscon şişesi, midemizin stres seviyesine bir ışık tutuyor 🤭🌊😂

PORT GENTIL

Denizci olmama ve dünya coğrafyasını çok iyi bilmeme rağmen Port Gentil ismini oraya gidene kadar duymamıştım.

Batı Afrika’da Gabon’a ait, kasabadan hallice, Fransızca’nın ana dil olduğu küçük bir liman şehri…

İki veya üç gün kalacağız ve oraya ait hatıraları da hafızama kazımak için, dışarı çıkmak, keşfetmek istiyorum.

Rutin işler bittikten sonra, akşamüstü birkaç kontrattır birlikte çalıştığım Levent Kardeşim ile beraber ( hem üçüncü – ikinci kaptan, hemde ikinci kaptan-süvari olarak görev yaptık) şehir merkezine doğru yola çıktık.

Bir-iki yere baktık ama pek hoşlanmadık. En sonunda küçük bir dans pisti ve yine küçük bir barı bulunan, içinde emekli ve macera arayan Fransız ablaların haricinde herkesin siyahi olduğu bir mekana kapağı atıyoruz.

Kapının karşısında L koltuk var, biralarımız ve tekila shutlarımız elimizde oraya oturduk ve sancak – iskele radar anteni gibi ortamı kesmeye başladık.

Fakat dans eden siyahi kızlarla göz göze gelmek veya Fransız ablalar ile flört etmek için dahi bayağı bir hallice içmek gerekecek))

Ortam o derece umutsuz…

Levent ” Abi ben dans etmeye kalkıyorum” dedi ve piste doğru yürüdü…

Ben tek başıma otururken, kapı açıldı ve bir azize süzüldü içeri…

Simsiyah saçlar bele doğru parlayarak akıyor, buğday ten, beyaz ve hemen dizüstü bir etek, omuzlar açık askılı bir beyaz bluz ve ayaklarında ince topuklu bir afet… Turist ama nereli!!!

Benim kafamı döndürüp baktığım gibi herkes izliyor gözleriyle ve nereden çıktı şimdi bu güzellik diyor muhtemelen Fransız ablalar)))

Bingo ; benim oturduğum L koltuğun uzun kısmına doğru yöneldi, elindeki minnak havalı çantasını bırakıverdi ve hiç oturmadan dans edenlerin arasına karıştı…

Latin müziğin ritmine uygun ettiği dansın sonrasında koltuğa geri döndü şahane şey… Bizim Levent halen dans ediyor…

Çantasını açtı, sigara paketini çıkardı, ben yatmışım pusuya ; sigara kullanmadığım halde kanımızda çakallık olduğundan herdaim yanımda bulunan Zippo’yu çakarak uzattım.

Yan döndü, hafif tebessüm ile yaktı sigarasını, ilk nefesi çekti ve

— Thank you, dedi…

Hah ; İngilizce konuştu, demek ki Fransız değil.. Slav ırkından olmadığınada eminim… Eğer, Latin değilse bende birşey bilmiyorum… Kosta Rica’lı olabilir, veya Meksikalı, ve hatta Brezilya ‘lı olması bile mümkün..

Merakıma mucip oldu, sormasam çatlarım ve hem konuşmaya başlamak için yoldur)))

—- Where are you from ( Nerelisin) dedim???

Döndü bana ; benim elimde bira bardağı, ve güzel olduğunuda biliyor hatun ; gururla cümle çıktı ağzından

—- I am from TURKEY, deyiverdi 😳😳😳

Bakın, vatanımdan dünyanın yedi düvelinde insanlar ile tanıştım. Arjantininden, Japonyasına, Avustralyasından Perusuna her yerde Türklere rastladım.

Ama birisinin Türk olduğunu öğrendiğimde elimdeki bira bardağını düşürecek kadar hiç bir zaman şaşırmamıştım… Abi Allahın Port Gentil’indeyiz…

— Türk’müsün diye inledim adeta…

Bu sefer şaşkınlık ve dumur hanım kızımızda)))

Leven’te masaya döndü ve saatlerce sürdü sohbet bu harika gecede…

Tamamı ile, maceraperest ruhlu, hali vakti yerinde, dünyayı gezen Ankaralı bir hanımefendi olduğunu öğrendik.

O geceye ait asıl dumur ; dünyanın ücra bir köşesinde olan bu tanışıklıktan hemen sonra biz iki çakal oldukmu sana MAHALLENİN MÜKREMİN ABİSİ ve o havalı güzelde oldumu SEMTİMİZİN UTANGAÇ KIZI))

Gecenin sonunda, onu kaldığı pahalı otele bırakırken, özlediği Biber Dolmasını tatmak üzere yarın öğlen yemeğinde gemiye gelmesi konusunda sözleştik…

Ancak başka büyük bir problem nedeniyle liman polisi ne bizim tekrar gemiden dışarı adım atmamıza izin verdi ve nede kızımız liman kapısından içeri girebildi 😢😢😢

Geriye kalan; 20 sene sonra olayı hatırlayıp, sadece kaleme aldığım bu satırlar oldu

Erhan Şengül

30 Mart 2020

Hint Okyanusu

Devamını Oku

İHANET’İN ŞEKLİ ŞEMALİ

İHANET’İN ŞEKLİ ŞEMALİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İHANET’İN ŞEKLİ ŞEMALİ, İSTER FİZİKSEL , İSTER ŞEFTALİ

Delikanlı çok mahçup; söze nasıl başlayacağını, sevdiceğinin gözlerine nasıl bakacağını bilmiyor!!!

—- Afitap, lütfen beni affet , sana karşı çok büyük bir hata yaptım…

—- Mükremin’ciğim, ne oldu bir tanem, söyle bana tane tane

—- Dün gece evde çok içtim, sonra ayaklarım beni Aksaray’ın kirli bir sokağına götürdü, orada beşinci sınıf bir barda içmeye devam ettim.

Sonra beynim devreden çıktı; ben de Moldovya’lı bir kızla o bardan çıktım, otele gittik ve seni Aldattım…

Çok pişmanım , bağışla beni

—– Mükremin’ciğim, lütfen üzülme, herşey düzelir…

Sonra Afitap, sevecen ve yapıcı tavrıyla devam etti…

—— Şeyyyy, Mükremin aslında benim de sana bir şey söylemem gerekiyor

—– Afitap gerçekten kızmadın mı 🥰🙏😍

—– Mükremin, bugün günlerden ne?

—– Çarşamba

—– Mükremin, Cumartesi günü düğünüm var, sen de beni bağışla

—– ☹️🥺😮😭😥

Erhan Şengül

16.05.2024

Hint Okyanusu ( 37 derece, yanıyorum)

Devamını Oku

HANIMELİ

HANIMELİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her ne kadar; arada sırada başka semtlerde yaşasam dahi;

Dokuz aylık bir bebecik olarak geldiğim, sokaktayım hâlâ.

Az buz değil; yarım asırı çoktan geçmişim burada.

Alışkanlık, Aidiyet, başını sokabileceğin dört duvar, ne dersen söyle

Bana sorarsan, kopamadığım anılar, kopamadığım sokağım olmuş.

Hepsi kocaman bahçeli; bazısı tek, ama çok azı iki katlı evleri.

Her bahçe de mutlaka tulumba,

Her bahçenin içinde, güller çeşit çeşit çiçekler ve yemyeşil ağaçlar olurdu

Alemdağ caddesinden, sokağa kıvrıldığında, panayır yeri sesleri duyardın

İlkönce oyun oynayan, yorulmadan koşturan çocukların cıvıl cıvıl bağrışları gelirdi kulağına

Kapı önlerinde oturmuş, komşu teyzelerin amcaların akşam yemeği sonrası çay eşliğinde sohbetleri, kahkahaları ikinci sırada

Sokağın sonunda köşede ki evimize gelene kadar, samimi selamlamalar, şakalar, hal hatır sormalar ; ahh hepsi ne güzel anılar.

Artık zerresi kalmasa dahi, ama benim beynime işlemiş bir koku cümbüşü olurdu sokakta.

Hanımeli

Gül

Ihlamur

Sanki mahallenin her yanını sarmış, evlerin açık pencerelerinden, badana boyalı odalara sızmış, mübarek sokak değil bildiğin botanik bahçesinde yaşıyormuşuz.

İçlerinden Hanımeli’nin yeri ayrıdır bende.

Kış reçelini yapmayı hesaplayan teyzeler, pembe kırmızı ve beyaz güllerin koparılmasına kızarlar, ama Hanımeli talanımıza ses etmezlerdi

Kızlar; çiçeği başlarına, süslü bir şekilde takar,sokağın başından sonuna kol kola tur atarlar, erkekler o güzelim çiçeğin içinde olan azcık balı yer, sonra üçerden asfalt üstünde top oynamaya devam ederdi

Ulaşması kolay olduğundan, belki de aklımda Hanımeli kaldı

Şimdi, bahçesiz tulumbasız ağaçsız, dört katlı içindeki komşuları bilmediğim soğuk evleriyle; arka sokakta yaşayan kıza vermek için kopardığımız tek güle çok kızan teyzelerimiz olmadan, kocaman sokakta geriye kalan sadece 2 tane bahçeli evden birisinde hâlen yaşadığım, beton yığını Ümraniye Recep Ağa Sokağı burası.

Bir de ne farkettim biliyormusun!!!

Az buz değil, sekiz yıldır senden de, kopamadım…

Bunun tek suçlusu sensin;

Deniz mavisi gözlerine eşlik eden, her öptüğümde duyduğum, Hanımeli kokulu saçların, çocukluğum ve gençliğimden geriye kalan anılara kocaman bir kelepçe olmuş, o kelepçenin anahtarı, bahçesiz evlerde kaybolmuş…

Erhan Şengül

05.05.2024

Güney Kalimantan Denizi

Devamını Oku

CAPTAIN ALEXANDR

CAPTAIN ALEXANDR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tabutta Röveşata filmini defalarca seyrettim… Gayesiz, çaresiz, evsiz parksız bir adamın, hüzünlü hikayesini bulursunuz bu sinema şöleninde.

Tabutta hareket etme imkanı dahi yokken, o dört kollunun içinde yaşama tutunma çabalarını, Ahmet Uğurlu’nun muhteşem oyunculuğu eşliğinde, röveşata gibi estetik bir hareket ile bağdaştırarak anlatır yönetmen…

Geminin Adı; K.NICHOLAS

9500 Tonluk, 68 Romanya yapısı, doğru akım elektrik, tutulacak tarafı olmayan, yüzer tabut bir gemiydi…

Bu geminin içinde yaşamak dahi başlı başına röveşata atmaya eş değerdi.

Altı ay süren kontratım boyunca, başa gelen onlarca hikayeden sonra, saçlarım bu gemide dökülmeye başladı… ( Şaka değil)

Sadece K.NICHOLAS’tan bir kitap çıkar.

Ama, ben bugün içlerinden hatırladığım onca hikayenin neşeli bir tanesini kaleme almak istiyorum.

New Castle İngiltere limanındayız.

Uzun bir süre kalacağız.

İşletmenin diğer gemisi Thailand’da elektrik sorunları yaşayınca, bizim başarılı Elektrik Zabitimiz Habip Kardeşi, işletme bizim gemiden aldı, Thailand’a gönderdi.

Plana göre, Istanbul’dan bize yeni bir Elektrik Zabiti gelecek..

Ancak, İngiliz Vizesi çıkmayınca, bizim hurda gemiye hiçbir kimse gelemedi.

Biz de, elektrik zabitsiz kaldık…

Günler geçtikçe, Habip’in bizim için ne kadar değerli olduğunu anladık..

Elektrik ile alakalı dertler sorunlar,arşa çıktı.

Hergün birşeyler elimizde kalıyordu…

Geminin sahibi, benden bir kaç yaş büyük, Üniversiteyi İngiltere’de bitirmiş, Türkiye’ye dönmeden, Londra’da yaşamayı seçmiş, İskenderun’lu varlıklı bir ailenin evladıydı.

Gemi İngiltere’de olduğu için, her sabah gemiye gelir, akşama kadar gemide bizimle zaman geçirtirdi.

Armatör egosu olmayan, alçak gönüllü, arkadaş gibi davranabileceğiniz, aradan 23 yıl geçmesine rağmen halen saygıyla sevgiyle hatırladığım bir kişiydi.

Bana göre, onunla ilgili tek sorun; belki de zengin olmanın gerek şart koşulu, işinde sent hesabı yapacak kadar parayı çok sevmesiydi.

Armatör, dağ gibi biriken Elektrik sorunlarını görüyor ve geminin bu sorunları halletmeden, benim gibi Küba’ya doğru yola çıkmasını istemiyordu…

Çünkü, işin ucunda, Okyanusta şamandra gibi kalmak bile ihtimal dahilinde…

Limanda, bizim gibi uzun süredir bekleyen bir Rus gemisi vardı.

Armatör;

—- Süvari Bey; baş tarafta ki, Rus gemisine ikimiz beraber gitsek, Kaptan’dan , bir iki günlüğüne, ücreti mukabili Elektrik Zabitlerini istesek olur mu?

—- Neden olmasın, Kaptan adamını ödünç verirse ne âlâ olur, hem de Rus Romen gemileri ikiz kardeş gibi, halleder bizim dertleri

—- Hadi gidelim o zaman

Sonra ne düşündüyse

—— amaaaaaaa, dedi uzun uzun

Soru dolu bakışlarım üstünde

—— Benim dedi, geminin sahibi olduğumu söylemeyelim, yoksa Rus Kaptan çok yüksek bir para ister

—– ne diyelim?

—– güverte enspektörü veya ne bileyim, şirketten bir adam

—– tamam!!!!

( Bir gece önce barda bilmem kaç yıllık şarap için, bilmem kaç bin sterlinlik masrafını biliyorum yaaa; bana garip geliyor; denizciye harcanacak paraya acıması 😎

Ama diğer masraf, Premium league’s British girls commercial payment sınıfına girdiği için sayılmaz 🤭😂🤭)

Gittik beraber Rus gemisine,

Türk gemisinden geldiğimizi, Kaptan ile görüşmek istediğimizi söyledik…

Armatör oldukça fiyakalı giyinmiş, bende Haki Kaptan üniforması var, gel gör sanki Putin’den randevu istedik.

Biraz bekledikten sonra, bizi Kaptan Ofisine aldılar…

Halen bekliyoruz…

Seyrek Bıyıklı Asabi Şahsiyet, Putin için nasıl o kapının önünde ya sabır çektiyse aynı durumdayız…

Nerdeyse kalkıp gideceğiz.

( O zaman annadım, devlet adamı nasıl olunuyor, Asrın lideri iki saat sonra bile gitmemişti 🤭)

İlkönce, harbi bebek gibi güzel bir kamarot Rus kızı, bize çay servisi yaptı.

Birkaç dakika sonra, Putinvari Kaptan, torba torba alkolik göz altları, ütülü cakalı beyaz üniforması ile Kaptan ofisine girdi…

O zaman 60’lı yaşlarda ( şimdi hayatta ise 80’i çoktan geçmiştir) ama uzun boyuna rağmen oldukça zayıf, sert yüz ifadesi ile bizim mesleğin Piri görünüşüyle tam karşımızda.

Ben o zaman 33-34 yaşında, ona göre çiçeği burnunda yeni yetmeyim.

Tanışma faslından sonra

—— ne istiyorsunuz, dedi

Derdimizi anlattık…

Kısa bir süre düşündü;

—– Tamam dedi, bugün gelecekler

—– gelecekler???

—– ikinci mühendis, elektronik zabiti, elektrik zabiti, üç kişi… İşleriniz bitene kadar, hergün sizin geminizde çalışmaya devam edecekler

İşin para kısmında olan , enspektör görünümlü Armatör, söze girdi

—– Sayın Kaptan, bu iyiliğiniz için ne kadar para ödeyeceğiz ( Alimallah şarap parasını falan geçer 😂😂😂)

Sayın Kaptan; Deniz tecrübesi olmadığını düşündüğü için mi, yoksa en iyi ofis adamı; ölü ofis adamı felsefesi yüzünden mi bilinmez, bizim armatörü kaale almadan bana döndü ( halen onun Armatör olduğunu bilmiyor)

—– Geminde Votka var mı, dedi

Sankt Petersburg’dan geldik buraya, olmazsa ayıp:

—– var, dedim kısaca

—– işin devam ettiği her sabah gelir 200 gram votkanı içerim, ödemeniz bu şekilde olacak, dedi

—– her sabah 9’da bekliyorum, dedim…

—– DENİZCİ,ZORDA KALAN MESLEKTAŞINA YARDIM ETMİYORSA, DENIZCI OLAMAMIŞTIR, dedi sonradan iki erkek oğlunu Afganistan bataklığında kaybettiğini öğrendiğim EFSANE Kaptan …

İşler o gün dahil 4 gün devam etti…

Gerçekten her sabah 9’da onu kamaramda ağırladım.

Geldi ; kısa bir sohbetin ardından, bir su bardağı Votkasını, abartmadan söylüyorum, bir dikişte mezesiz içti, teşekkür etti ve gitti…

Onu iskele tavasına kadar , gemiden inene dek uğurlamak, benim için bir ayin gibiydi…

Elektriki problemlerimiz bitti…

Her ne kadar parayı çok sevse dahi, bu büyük işlerin, sadece bir şişe votka ile halledilmesi meselesi, bizim Armatörü üzmüştü…

—- Süvari Bey, Rus Kaptanı dışarıda yemeğe davet edelim mi ?

—- Vallahi yakışır, Sayın Armatör Bey

—- Biliyorsunuz, limoni bir adam, birisini göndersek daveti kabul etmeyebilir, bizzat siz gidip söylermisiniz?

—- seve seve

O gün öğleden sonra; çok güzel Rus Kamarot Kızın yaptığı votka servisiyle; hem içtik, hem de Kaptan Alexandr’a bizim güverte enspektörünün ( Armatörün) yemek davetini ilettim

Yarın akşam olmak kaydı ile kabul etti

( Tühhh be; yarın akşam Mature bir İngiliz hatun ile geç bir saatte buluşacaktım 😎)

Yarın oldu; bizim Armatörün son model arabası ile Capt.Alexandr’ı gemisinden aldık.

( O bu arabayı hâlen kiralık sanıyor)

New Castle, şehrinin, kalburüstü restaurant’larından birisine götürdü bizi, Güverte enspektörü görünümlü Armatör Bey…

Oturduk…

Sipariş safhası başladı

Kaptan Alexandr’a ayak uydurmak için, ben de Votka istedim…

Patron, tek başına, bizden sonra gideceği mekanı kaale alarak, hafif bir kokteyl söyledi…

Siparişler geldi..

Dedim ya; ayak uydurmak lazım, 100 gramlık duble votkayı Rus usulü bir dikişte yuvarladık, patron kokteyl’inden az bir yudum alırken.

Beş dakika oldu olmadı; ikinci yüz gramlık votkalar geldi, daha yemekten lokma bile almadan))

Benim derdim; burada sarhoş olmadan yemekten sonra Mature Hatunun yanına kaçabilmekte…

Üçüncü Votka dublelerini, Kaptan Alexandr’ın buz mavisi ısrarlı bakışları sonrasında, kelime etmeden kabul etmek zorunda kaldım…

Ama kararlıyım; dördüncü 100 gramlık shut olmayacak.

Kaptan Alexandra, onbeş dakika sonra, garsonu el işareti ile çağırdı

—– bize iki tane daha 100 gramlık votka ver, kafası ile garsona Armatörü işaret etti, ona gerek yok

Ben gecenin sonrasını düşünerek atıldım

—- Kaptan Alexandr ben istemiyorum

—- merak etme, genç Kaptan

—- Neyi merak etmiyeyim Kaptan Alexandr

Kafası ile onun bildiği şekilde Güverte enspektörü yani bizim Armatörü gösterdi :

—— bu görünüşe göre iyi bir adama benziyor

—– evet çok iyidir

—- -hah işte , merak etme, bu iyi adam, senin bu kadar çok içtiğini o onun bunun çocuğuna ( son of bitch) söylemeyecektir

—– kim o onun bunun çocuğu Kaptan Alexandr?.

—– kim olacak , senin Armatörün

En son bizim patron, kokteyl’inden aldığı son yudumu, gülmekten sağa sola püskürterek kahkahalar atıyordu

Yalancının mumu yatsıya kadar durumu 😊

Erhan Şengül

02.05.2024

Sankulirang -Endonezya

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.