DOLAR 31,5246 0.51%
EURO 34,2769 0.67%
ALTIN 2.128,321,32
BITCOIN 20907697,07%
İstanbul
13°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

KPT ERHAN ŞENGÜL

KPT ERHAN ŞENGÜL

18 Şubat 2024 Pazar

ETİKET MESELESİ

ETİKET MESELESİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kuzeyden güneye, bir korsan bölgesi geçişi daha bitti… Şükür halimize. Gerçek anlamda, ilk defa bu bölgede tedirgin oldum… Çünkü Husiler, bana çok uzak olmayan MT POLLUX Gemisini 3 füze ile vurdular… Tekrar paylaştığım bir pazar sabahı hikayesi ile bütün dostlara Günaydınlar olsun… Okuyanların gözü, okumayanların canı sağolsun..

Aradığını bulamamak kötü, Peki aradığını buldum sandığın zaman uğradığın hayal kırıklığına ne demeli!!!

Yıl 2014, Japonya’da Nagoya limanındayız…

” Bu gece dışarı çıkacağım, önerebileceğin iyi bir bar var mı?” oltama yakalanan üç-dört Japon Hanımefendinin resimleri arasında, tabii ki siyah saçlarını sarıya boyatmış olan Akemi Hanım ile, diğerlerini geride bırakarak Hamamatsu metro istasyonunda buluşmak üzere sözleştik.

Nagoya’dan Hamamatsu metro istasyonuna gitmek için, farzet ki Halkalı’dan metroya bindin, Sabiha Gökçen havalimanı metro istasyonuna geleceksin…

Değer be yahu; Allah’ın Japonya’sında sarı saçlı bir afet bulmuşsun, daha ne istiyorsun…

Vardım oraya…

Beklemeye başladım, bekliyorum bekliyorum; gözlerim bir radar gibi, sağda-solda her yerde, ve tam ekildik mi diye düşünürken:

—— Eraaaaa, diye seslenen Akemi’yi gördüm…

Koşar adım bana doğru geliyor…

Bakın; ben resimlerde filtre olayının olduğunu ilk kez orada, o an öğrendim.

Evet 2012 yılında Kherson/Ukrayna’da Öğretmen Natalie Hanım ve onun arkadaşı Anna Hanım ile bir deneyim yaşamıştım…

Bu iki hanımefendi, ünlü vkontakte Rus Facebook’unda 15 yıl önceki resimleri ile beni araklamışlardı…

Allah için, o resimlerde filtre yok, sadece zaman farkı vardı.

Fakat, bu Akemi Hanım’ın yaptığı düpedüz dolandırıcılık…

Resimler güncel ama, al resimi eline ve geçsin karşına Akemi; buyrun size Japon teknolojisi…

Yaptığı aşırı makyaj, boyalı sarı saçlarını saldığı açık omuzları ve bayağı kısa minisiyle dahi durum kurtulmuyor, o derece yani…

Ofisten biraz geç çıkmış, eve gidip üstünü değiştirmesi vakit almış, metronun birisini de kaçırtması tuz biber ekmiş, aslında insanları bekletmeyi hiç sevmezmiş, kusura bakmayayım tamammıymış, zaten gideceğimiz bar çok uzak değilmiş, taxi ile beş dakika sürermiş serenadından sonra, bana geriye kalan tek duygu acil üstüste tekila içmem gerektiğiydi…

Bar, European style, Irish pub tarzı bir yerdi. Müziğe uzak, sakin bir masaya oturduk…

Susiler, tatsız tuzsuz bir kaç yiyecek ile beraber, gelsin biralar, gitsin Jose Cuervo’lar derken, Rus’ların teorisi bir defa daha tuttu:

Çirkin kadın yoktur, az vodka vardır…

Bu Akemi, ne güzel gülüyor, saçlarıda sarı ve parfümünden esintiler ne kadaa iyi ılık ılık yüzüme vuruyor.

— hey garson 2 Corona ve 2 Jose Cuervo daha…

Gece pahalı bir otelin, lux bir odasında devam etti.

Sabahın çok erken saatlerinde birlikte çıktık otelden…

Taksi çağırdık ve otelin bahçesinde arabanın gelmesini bekliyoruz…

Onu evine bırakacağım, sonra metro istasyonuna geleceğim, yolum uzun, Gemi Kaptanı’da olsam, mesai saati 08:00’dan önce gemiye varmak gerek, prensip meselesi…

Makyajı yüzünden giden, bir de üstüne üstlük yorgun bir Akemi’yi görüyorum:

Tekila Allah belanı vermesin senin)))

Akemi yorgun ama mutlu, arabayı beklerken, otelin çiçekli bahçesinde selfieler çekiyor, bazen karelerine beni de katıyor, saçları beyaz gömleğime yayılmış resimlerinde konu mankeni oluyordum…

Böyle 4-5 resmimiz bulunduğunu sonra öğreniyorum…

Taksi geldi, bindik…

Çabucak Akemi’nin evine vardık.

İnerken, ara beni, Japonya’dan gitmeden yine buluşalım haaa nidalarıyla arabadan ayrıldı…

Allam bu gece benim sır gecem olsun, hiç kimse bu Akemi’yi görmesin, öğrenmesin…

Metro’ya doğru yola çıktık…

Messenger üzerinden mesaj geldi sesi duydum …

Türkiye’de gece yarısı…

Kim mesaj yollar ki!!!!!

Aaaaaaaa, büyük kızım Nihan….

Dert ortağım, sıkı arkadaşım canım evladım, Sarkaizm üstadı…

İnşallah kötü bir şey yoktur, açtım mesajı

—— puhaaavvvoooo Baba, yuh sana

—— ne oldu kızım ?

—— 😂😂😂🤭🤪😜

—— kızım söylesene

—— Baba koca Japonya’da bula bula bunu mu buldun Allahaşkına

—— kimi kızım?

—— dur bakayım kızın adına… Hah Akemi

—— Allah Allah, sen Akemi’yi nereden öğrendin?

—— Baba, hatun seni Facebook’ta yayınladığı bütün resimlerde etiketlemiş

—– etiket ne yahu

—– öğrenirsin Babacığım öğrenirsin,

Puhaaavvvoooo , Babam etiketlenmeyi bilmiyor))

Evet resimlerde artık etiketlenmeyi öğrendim 🙂

Akemi’ yi bir daha görmedim

Erhan Şengül

Aden Denizi, Yemen açıkları

17 Haziran 2023

Devamını Oku

YUZELUM MU ?

YUZELUM MU ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mesleğim nedeniyle, çok Karadeniz’li dost ile çalışmak nasip oldu…

Hayranım kendilerine…

Pratik zekaları uçsuz bucaksızdır, ama özgüvenleri tavan yaptığında,akla hayale gelmeyecek hatalı kararları, (mesela genel manada siyahi tercihleri🤣🤣🤣) onların nazar boncuğudur…

Sarp Sınır Kapısı; bizim Gürcistan’a ve Gürcistan’ın bize açılan penceresidir.

Geçiş o kadar kolaydır ki; kimlik veya pasaport eşliğinde 10 dakika içinde yeni bir ülkeye ayak basarsınız…

Batum hemen oracıktadır…

Türk tarafından bu güzel Gürcü şehri ışıl ışıl gözükür.

Kısacası; oralarda yaşayıp, üç beş dakika süren geçiş formalitelerini tamamlayıp Batum’a gitmeyeni döverler..

Sınırın bu yancığında ise beş kilometre mesafede Kemalpaşa kasabamız, son yerleşim yerimizdir…

Çok sakin ve huzurlu küçücük bir yerdir.

Bu güzel kasabanın, iki bıçkın delikanlısı, oturmuşlar denizin kenarına akşamüstü bir vakit, sohbete dalmışlar.

—- Yarışalummu?

—- Nereyeee

—- Yüzerek Batum’a doğri

—- Sebep ?

—- bakalım kim daha hızlı yüziy…

—- uşağum kaybeden kazanana Batum’da bira ısmarlar haaa

—- hadi suya dalalim

İki bıçkın, kulaçlarını atmaya başlamış.

İkisi de gerçekten iyi yüzücülermiş

Bir süre sonra , Batum’a az bir mesafe kala, Gürcistan Sahil Güvenlik güçleri, bunları denizden toplamış…

Bu kadar kolay gidilebilen bir ülke olsa dahi, oranın da kanunu kuralı var tabii ki…

Usule aykırı, izinsiz Gürcistan’a girmekten, mahkemeye sevk edilmişler.

Yargılama sonunda karar: 7 yıl hapis

Halen içerdeler mi bilmiyorum ama olmuş bir olaydır…

Yüzme yarışı yapmak için yüzerek başka bir ülkeye giden insanı ancak ve ancak Karadeniz’de bulursunuz?))

Erhan Şengül

03.02.2024

İstanbul

Devamını Oku

GÖNLÜ SÜKUNET

GÖNLÜ SÜKUNET
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Günaydın Dostlarım, Arkadaşlarım…

İki yıl önce, kaleme aldığım satırlar eşliğinde sizlere çok güzel bir haftasonu diliyorum…

Okumayanların canı, okuyanların gözleri sağolsun.

Babam, maşayı eline alırdı

Sönmeye yüz tutmuş sobayı bir karıştırır

Yazın ucuzdan bulduğumuz kelle kömürden

Korun üstüne azcık koyardı

Beş dakikaya kalmaz,küle dönmüşken

Çıtır çıtır yanardı tekrar soba

Huzur; çıtırdayan kömür sesindeydi

Adım başı cami yoktu

Din; şaklabanların şatafat gösterisi hiç değildi.

Uzun yaz günlerine denk gelen

Ramazan ayında, iftarı açmak için

Hep beraber,

Her yerden görünen

Ümraniye televizyon anteninin

Tepesinde ki kırmızı ışığının

Yanmasını beklerdik.

Ama rahmetli babam sağlamcıydı,

Çıkar balkona, Sondurak Camiinden

Akşam ezanını duymaya çalışır,

Duyduğunda, huşu ile bitmesini bekler

Huzur; ezanın son hecesinde, babamın yüzünde olan tebessümdeydi.

Her anne güzel yemek yapar

Bizimkisi farklı mı; bildiğin sanat yapar

Çorbası, içli köftesi, patlıcan kebabı

Akşam yemekleri hep beraber yenirdi

Annem Babam iki Abim ve ben

Bir arada olmadan, tek lokma alınnmazdı…

Kim geç kaldıysa, o beklenir sonra yesin denmezdi,

Huzur; gecikenin çaldığı zil sesindeydi.

Dile kolay kırk küsur yıllık dostlarım,

Cem’im,Ümran’ım

Bir araya geliriz arada sırada

Döneriz yaşımıza başımıza bakmadan

Geri fırlama çağlarımıza

Hâlen konuşuruz , dedikodu, çekiştirme, hayaller.

Ne geriye kaldıysa artık bohçada…

Huzur ; rakı kadehinin tınısında, can dostlarla atılan doya doya kahkahada.

Hep evin küçüğüydüm

El bebek gül bebektim

İki abimin oyunlarına

Kıkır kıkır gülen şebektim.

Yarım asırı geçtim,

Ayhan abim beni gözünden sakınır

Orhan abimin içi titrer bana

Oturaklı, kelli felli bir adamken

Huzur ; can abilerimin gölgesinde halen çocuk olabilmekte.

Günlerce sallanırsın Okyanusta

Varacağın liman tee uzaklarda

Yemeğini yerken

Hatta uyurken

Köprüüstünde yürürken

Tutunursun bir taraflara

Şiddetli bir yalpada

Vurma alabandaya.

Dinlenemez, yorgunluktan bayılır

Sızdığın bir kaç saati kâr sayarsın

Günler günleri kovalar

İlkönce gökyüzünde yıldızlar çoğalır

Kuşlar kanat çırpar

Haberci onlar, artık kara yakın

Girersin limana ekmek teknenle

Bir hengame, gelenler gidenler

Evraklar istekler, sonra el ayak çekilir birazdan

Huzur ; yastığa kafanı koyduğun ,sallanmayacağını bildiğin helal uykundadır

Kokularına doyamadığın

Her daim gururlandığın

Güzel mi güzel

Şeker mi şeker

Üç tane kızı olmalı insanın

Huzur; kızlarımın bana sıkı sıkı sarılması

Yanacığıma kondurdukları menfaatsiz gerçek öpücükte saklıdır.

Dingin olamadım hiç

Evlendim bitti

Yine evlendim, aaaa yine bitti

Tövbe dedim bir daha evliliğe

Evlenmeden birlikte olduklarım

Evlenmek istediklerinde kaçtım gittim

Hepsinde, midede bir ağırlık

Uçup giden neşem, geçen heveslerim,

Öfke kızgınlık peşpeşe

Sonra kararlıyım yapmaya

Nerde akşam, orda sabaha

Sergüzeştlik ne güzel

Adını unuttuklarım

Üst üste bitmeyen buluşmalar

Rengârenk balonlar, bir bir patladılar

Tesadüf oldu gördüm seni

Mıknatıs oldun, çektin beni

Bu bilmedğim ne, kalp çarpıyor deli deli

Dört yıl oldu, halen öğreniyorum seni

Ve Huzur; gözlerin, ellerin, sesin

Yanında olmak , içimde her nefesin…

Erhan Şengül

18.02.2022

Krivoy Rog-Ukrayna

Devamını Oku

BARBAR TÜRKLER

BARBAR TÜRKLER
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Güzel bir pazar günü olması dileğimle, Eski keyifli bir hikayemi sizlerle paylaşmak istedim. Okumayanların canı, okuyanların gözleri sağolsun.

Haberi öğrendiğimde ” hadi yaaa” dedim.

Acenta, polis merkezine götürmek üzere gemiden apar topar aldı beni… Diyor ki, yol boyunca Fransız aksanı ile :

— Kaptan, 30 yıldır burada acentayım ve ilk defa böyle bir durumla karşılaştım…

Madagaskar’ın Tamatave limanındayız. Dün gece nasıl oluyorsa oluyor ( galiba kız meselesi ) ; 2.Kaptanım, Elektrik Zabitim, Güverte Reisim ve Kamarotum büyük bir kavgaya karışıyorlar. Sabaha karşı bu büyük kapışmayı yatıştırmak için, mekana gelen polis tarafından da tutuklanıyorlar.

Polis merkezine giriyoruz… Merdivenleri ikişer üçer çıkıyorum… Bir semt karakolundan hallice bir yer burası…

İkinci katta buluyorum beni dört gözle bekleyen adamlarımı… Her birisi bir tahta sandalyede, yanyana tünemişler.. Biraz dikkatli bakınca ikişer ikişer birbirlerine kelepçelendiklerini gördüm…

—- Geçmiş olsun arkadaşlar, durun bakalım çıkartabilecekmiyiz hemen sizi… Elimden geleni yapacağımı bilin…

İkinci Kaptanımın, yüzünde çizikler var, Elektrik Zabitimin kafasında şişe kırıldığı için başı sarılı, Kamarotum komple hasarlı ve sadece Güverte Reisim sağlam gözüküyor.

—– Ne olduğunu bilahare konuşacağız. Tekrar geçmiş olsun…

Acenta ve beni bir toplantı odasına aldılar. Muhatabımız olacak kişi, Tamatave emniyet müdürünü bekledik.

Beş dakika sonra, 1,90 boyunda 100 kilo, bir gözü mor, sağ yanağı şişmiş, sivil giyimli bir siyahi adam içeri girdi…

Şehrin emniyet müdürüymüş…

Elini uzattı bana

—-hoşgeldin Kaptan

—-merhaba amir bey

Oturduktan sonra ona dikkatlice baktığımı görünce, hafifçe tebessüm etti… Kafası ile kelepçeli olarak dışarıda oturan dört adamımı işaret etti ve konuşmaya başladı…

—- hepsi ile gurur duyabilirsin

Kinaye yapıyor galiba, eyvah eyvah

—- Anlayamadım amir bey…

—- bu dört kişinin her birisi Rambo… Saldıranlar 50 civarıydı ve senin adamlar yumruk atmaktan usanmadan kendilerini savundular. Eğer yere düşseler belki linç edilecekler ve olay muhtemelen ağır yaralanma veya cinayete dönecekti. Yani seninkiler, dayak atarak hem kendi hayatlarını ve hemde katil olabilecek o adamların geleceğini kurtardılar…

—-vallaha mı????

—- özellikle üçünü çok iyi anlıyorum ; eminim, vücut geliştirme yapan sporcu bu arkadaşlar… Neredeyse benim gibiler.Ancak, şu en başta oturan var ya ; diyerek kamarotumu gösteriyor ve konuşmaya devam ediyor.

—- onun boyu 1,55 belki ve 50 kilo sadece, Ancaaaaak, en delisi, en hızlısı, en gözükarası o… Ben böyle bir dövüşçü hiç görmedim… O bir mini Rambo…

—- beş aydır hepsi yanımda amir bey… Mini Rambo dahil hepsi sakin çocuklardır…

Sonra tekrar camın öte tarafında oturan, benimkilere baktı…

—- şu uzun düz saçlı olan var yaa!!!

—- Evet amir bey??

Elini balon gibi şişmiş yüzüne götürdüğünde anladım, bunun failinin benim Güverte Reisi Ayı Yusuf olduğunu.

—- bak Kaptan ; Neptün otelin bahçesinde kavga çıktığı ihbarını almış bizim nöbetçi arkadaşlar… Bu şehirde ; kavga, dövüş, adam yaralama on yılda bir falan olur… Bizler sakin insanlarız… Biz burada gülmeyi seven insanlarız, yaşamayız severiz… Bu nedenle kavgayı ayırmaya giden arkadaşlar ilkönce basit bir münakaşa sanmışlar… Ancak böyle kontrolden çıkmış cinnet halini görünce, bu haber telsizden bana kadar geldi…

Evden fırladım, olay yerine vardım, kavga Neptün otelin bahçesinden, barına kadar kaymış… Seninkiler, barı savunma merkezi olarak tutmuşlar, barın kapısından giren her saldırganı tekme tokat yumruk dışarı atıyorlar…

Bahçenin içinden geçtim, bir kaç saldırganı kenara ittim ve senin bu AYI ile karşı karşıyayım; iki elimi ” dur sakin ol” diyerek havaya kaldırdım ama yüzümün sol tarafında patlayan yumruk ile yıldızlar döndü tepemde… Olabilir ; beni de saldırgan sandı, alt tarafı bir yumruk yedim… Zaten sivilim, alnımda yazmıyor polis olduğum…

Elimi arka cebime attım… Cüzdanımı çıkarttım, ve polis kimliğimi açarak dedim ki :

” I am Chief Police of the city” ( ben şehrin polis amiriyim)

Bana doğru yeltendi, bizi kurtar falan diyecek sanıyorum, ama o dedi ki :

” no problem” ( farketmez) ve ikinci yumruğunu bu sefer sağ tarafıma patlattı))))

Gülesim çok geldi bizim manyağın yaptığına… Ama gülersem vallahi bizimkiler geceyi zindanda geçirir…

—- onun adına özür dilerim amirim…

—- tamam Kaptan… Amacım, bu şehirde pek nadir tanıştığımız Türklerin bizi sonra kötü hatırlamaması… Adamlarını sana gemiden bir daha dışarı çıkmamak şartıyla teslim etmek istiyorum… Fakat iki problem var. Bunları halletmen lazım.

—– buyrun lütfen

—– Polis olarak biz 6 mermi havaya ateş ettik olayları durdurmak için…

Bu mermileri kullandık gösterirsek, olayı mahkemeye taşımak durumunda kalırız… Yani mermileri yerine koymalıyız…

Acentaya döndü ” Kaptana yardım et ve el altından tedariğini sağla”

Sonra yine bana döndü ve yüzü biraz ekşice :

—- Kaptan, Neptün otelin barının işletmecisi Fransız Hanımefendi Monique, barda 2400 usd zarar tespit ettiğini bize bildirdi. Bunun kendisine ödenmesi lazım…

—– bir kaç saat içinde hallederim Amir Bey… Çok teşekkür ederim yardımlarınız için ve yine özür diliyorum…

Usulen bir protokol düzenledik. Benim adamların, kelepçeleri fora edildi ve mutlu ayrıldık oradan…

Öğleden sonra mermiler iade edildi, bizzat Monique hanıma makbuz karşılığı zararını ödedim ve limanda kalacağımız üç gün için personelime dışarı çıkma yasağı koydum

ON KÜSUR YIL SONRA

_______________________

Başka bir gemi ve tamamıyla farklı bir personel ile yine Tamatave limanına geldim, sağolsun şansım))

İlk akşam, giyindim hazırlandım ve nostalji baabından Neptün Bara gittim. Monique Hanım, o kadar yıl sonra beni tanıdı, gözleri kocaman açıldı, ifade aynen ” EYVAH BARBAR TÜRKLER GERİ GELDİ” havasında

—– Kaptan hoşgeldin, bak o günden beri barımda bardak dahi kırılmadı, lütfen personelini burada kavga etmemeleri konusunda uyar))))

Fakat eminim ki ; O DEĞERLİ POLİS AMİRİ, bizi bu Fransız hatun gibi korkarak değil, herdaim KAHRAMAN TÜRKLER olarak hatırlamıştır…

23.05. 2020

Erhan Şengül

Atlantik Okyanusu

Devamını Oku

ALLAH VERDİ, BENİM SUÇUM YOK

ALLAH VERDİ, BENİM SUÇUM YOK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Esra’cığımı seyrettim bu akşam, boş işler müdürü olarak…

Aslında ödüm patlıyor…

Özgür diye bir delikanlı, doğduğundan habersiz olan babasını 30 küsur yıl sonra (Ramazan Amca’yı) Esra’cığım sayesinde buldu…

En korkulu rüyam ; Müge oluyor sabah saatlerinde…

Sonra da; Esra çıkıveriyor ekranlara akşam üzeri …

Günün birinde; yarı Çin’li bir kız çocuğu, Babam Denizciymiş diye ya elinde benim gençlik resmimle Müge’ye konuk olursa!!!

Depresyona bak; Akşam kuşağında, yine yarı Brezilya’lı bir kız çocuğu ” adı da Erhan’mış” diyor…

Peki yarı Afrika’lı kız çocuğuna ne demeli!!!

” Takma adı Era Seawolf’muş, anneme de geri döneceğim demiş “diyor

Ya; Estonya Tallin’den gelen yine yarı çok sarışın, az esmer kız çocuğu, hakkımda kıvırtamayacağım kadar bilgileri ağlayarak şakır şakır söylerse sabah sabah ve Müge ince dudaklarını daha çok büzerek, küçük gözlerini daha da kısarak:

—Erhan efendi; Kaptan’mısın nesin çık ortaya, neden aramadın sormadın bugüne kadar bu çocuğu diye bana fırça atarsa))

Küçük kızım, daha çok küçük…

Ama ortanca ve büyük kızlarıma göre, günün birinde müstakbel bir kız kardeşlerinin ortaya çıkacağına çok eminler 🤭😂🤣

Bir de farkındaysanız; hep kız çocuğu dedim)))

Üç kız çocuktan sonra, ne konuşcam ben erkek çocuğu ile…

Son söz; büyük söz etmeyeyim ama, bırak çocuk yapmayı, bir Türk hanımefendi ile konuşurken bile yüzüm kızarırken, müstakbel bir çocuğumun %100 Türk olma olasılığı yok diyorum 😎🥰⚓😊🤭

Erhan Şengül

10.01.2024

İstanbul

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.