DOLAR 31,4373 0.23%
EURO 34,1227 0.22%
ALTIN 2.106,240,27
BITCOIN 20415085,48%
İstanbul
10°

PARÇALI BULUTLU

13:21

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Cezmi Orkun

Cezmi Orkun

02 Mart 2024 Cumartesi

EMEKLİ SADAKA DEĞİL HAKKINI İSTİYOR

EMEKLİ SADAKA DEĞİL HAKKINI İSTİYOR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli vatandaşlar, AKP iktidarı yıllık bazda yüzde 4.5 büyüdüğünü açıkladı, iyi de bu doğru ise toplumun %80’i neden küçülüyor acaba! Bu yazımda; AKP yönetiminin, ülkemiz için kendi alanlarında gecesini gündüzüne katarak devleti için çalışan ve sağladıkları katkılarla bir ömür tüketen emekli kardeşlerimize bakışını ele alacağım. Emeklilerimizin, rahat ve huzurlu bir yaşam özlemiyle eşinden ve çocuklarından esirgediği zamanın çoğunu devletimiz için harcamasının olumlu etkileri asla yadsınamaz. 1980’li yıllara kadar emekliler için beklenen özlemler gerçek olmaktaydı. Ancak; AKP iktidarında rahat ve huzurlu bir yaşam emekliler için zulme dönüştü. Daha önce emekli bir vatandaş aldığı tazminatla evini, arabasını ve hatta yazlığını alabilirken günümüzde bırakın ev almayı bir arabanın tek tekerini dahi alamayacak durumdadır. Devletimize verilen emeklerinin karşılığı bu olmamalıdır. Ancak; AKP yönetimi her şeye para bulurken, emekliler söz konusu olduğunda bütçede para yok diyebiliyor. Şöyle ki;

AKP Genel Başkanı Erdoğan, partisinin Kütahya mitinginde emeklilere seyyanen zam konusunda; “Şimdi birileri çıkıyor emekli maaşlarına 7 bin lira, 10 bin lira seyyanen ekleyelim diyerek emeklilerimizi tahrik ediyor. Bakınız bizim ülkemizde halihazırda 16 milyon emeklimiz var. Emekli maaşlarına 7 bin lira eklemek demek bütçeden yaklaşık 1.4 , .0 bin lira eklemek demek 1,9 trilyon liralık bir kaynağı buraya aktarmak demektir..…Yani; 2024 yılı boyunca ülkemizde tek çivi çakmasak tüm yatırım bütçesini buraya aktarsak bile bu gideri karşılamaya yetmiyor” ifadeleriyle seyyanen zam talebine karşı çıkmıştır. Şimdi bu söylem gerçeği ne kadar yansıtıyor birlikte bakalım;

2024 yılı içinde üretim ve istihdama yönelik ne tür bir yatırım var bilemem. Mesela Diyanet işleri başkanlığına 2024 yılı için bütçeden 92 milyar TL vermekle ne tür yatırım yapılacak merak ediyorum. Yoksa, bu para ölüme terk edilen emeklileri defnetmeye mi harcanacak?

AKP hükümeti emekliler için para yok diyor ama;

  • Mülteciler için (60 milyar dolar, yaklaşık 2 trilyon lira) para var, 
  • Hazine garantili otoyol-köprü-hava limanı-tünel vs. hizmetleri için yandaş firmalara milyar dolar üzerinde ödemelere para var, 
  • Toplamda 300-500 bin TL arasında maaş alan saray beyzadelerin lüks ve şatafat içerisinde yaşamalarına para var, 
  • KKM hesap sahipleri için trilyonlar ödenirken para var, 
  • Sarayın harcaması için (günlük 33 milyon 600 bin TL) para var, 
  • Hazineden, 5 siyasi partiye her yıl (2024 yılı için 6 milyar 682 milyon lira) ödenen milyarlar için para var, 
  • Yandaş/paydaş şirketlerin vergi borçları silindiğine göre bütçenin ihtiyacı yok, yani para var.

EMEKLİYE GELİNCE PARA YOK DİYECEKSİN ÖYLE Mİ?

Emekliliğinde özlemini duyduğu başını sokacak bir ev alamayan, ucuz ekmek, ucuz kıyma kuyruklarında titreyerek bekleyen, torunlarını sevindiremeyen ve evlatlarına avuç açmak zorunda bırakılan emekli kardeşlerim, AKP iktidarının bu bu anlayışı karşısında gücünüzü fark etmenin zamanıdır. Sizleri yok sayan AKP ve türevlerine bu yerel seçimde kırmızı kart gösterip gücünüzü ortaya koyun ve  “SİZLERİ YOK SAYANLARI SİZLER DE YOK SAYIN.” Emekliler devleti yönetenlerden sadaka değil hakkının verilmesini istemektedir. 3.Mart.2024

Selam ve Saygılarımla

Cezmi Orkun

Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı

(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)

Devamını Oku

HESAP SORULACAK ELBET

HESAP SORULACAK ELBET
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli vatandaşlar, yetki verirken eni konu irdeleme ve ona göre karar vermenin ne kadar önemli olduğunu 2002 yılı itibarıyla AKP iktidarlarının uygulamalarında gördük. 2017 referandumu ile kabul edilen ve 9.Temmuz.2018 tarihinden itibaren cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile yürütme yetkisi ve görevini üstlenen Erdoğan yönetimi ülkeyi uçuracağı hayaliyle, 24.Haziran.2018 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi “Siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz” diyerek halkımızdan istediği yetkiyi aldı. Bu sistemin kendisine verdiği yetkinin üzerinden tam 6 yıl geçti. Sadece bu son 6 yılda aldığı yetkinin, bazı kalemlere yansıyan yani görünen etkisine birlikte bakalım.

ŞUBAT.2018           ŞUBAT.2024

AÇIKLAMA ORAN ORAN

Politika faizi %24  %45

Dolar kuru 3.75 TL 31.04 TL

1 lt motorin 5.32 TL 42.80 TL

1 1lt  benzin 6.15 TL 42.82 TL

Çeyrek altın               369 TL               3.509 TL

1 ekmek 1.25 TL   8 TL

1 simit 1 TL 10 TL

Bir bardak çay 1 TL 10 TL

1kg kıyma 28 TL. 500 TL

İşte bu tablo verilen yetkinin insanlarımız üzerindeki etkisinin ne kadar yakıcı olduğunu gösteriyor. Yani, verdiniz yetkiyi, gördünüz etkiyi!

Ayrıca 13 milyon mültecinin, ABD için hizmet eden yaklaşık 200 bin Afgan askerinin hem ülke ve insanımız güvenliği sorunu ile demografik yapının değişmesi yanında, şehit kanlarıyla sulanmış yaklaşık 28.3 milyon metrekare toprağımızın para karşılığı yabancıların eline geçmesi de hem sosyal doku hem de tarımsal faaliyetler üzerindeki olumsuz etkisi kör düğüm halini alan sorunlar yumağı arasındaki yerini almıştır.

Özelleştirme adı altında üretim tesislerinin yok pahasına satılması sonucu istihdamın azalması ve işsizlik oranının artması, elektrik, doğalgaz ve LPG fiyatlarının oldukça yükselmesi, devletin denetim ve kontrol eksikliği nedeniyle madencilik faaliyetlerinin  çevre ve insan sağlığını tehlikeye atması, enflasyonun yükselmesi ile alım gücünün azalması ve paylaşımın adil olmaması toplumun çok büyük bir kesiminde onarılmaz tahribata sebep olması gibi olumsuz etkilerin bedelleri yanında lüks ve şatafat içerisinde yaşamlarını sürdürmeye devam eden saray ve eşrafının da tüm harcama faturalarının yine halka kesilmesi halkımızın dayanma gücünü ortadan kaldırmış durumdadır. 

Açlığa mahkum edilen vatandaşların günümüzde gece 01 itibarıyla gıda kuyruğuna girmeleri ve kalırsa ilgili gıdaya sahip oldukları bu manzarayı ülkeyi uçuracağını söyleyen Erdoğan’ın görmemezlikten gelmesi yanında, yaptığı açıklamada emeklilere seyyanen zam yok diyebiliyor. Gerekçesi bütçede 1 milyar dolar kaynak yok diyor. Oysa YİD uygulaması ile yandaş şirketlere ödenen milyar dolarlar, saraya harcanan milyarlar, kamu kaynaklarının israfı için var olan kaynak emekliler için yok. Ne kadar manidar değil mi? hatırlatırım, sadece KKM için ödenen para bir milyar dolar sayın Erdoğan. Siz bu milleti aptal mı zannediyorsunuz. 

Ayrıca varlıklarını borçlu oldukları Cumhuriyet ve kurucusu ulu önder Atatürk düşmanlığı da cabası. Yani değneğin iki ucu b.klu. Neresinden tutsanız eliniz kirleniyor. 

Sonuç olarak; ”siz bu kardeşinize oy verin” her şeyin düzeleceğini göreceksiniz sözüne kananlar oylarını Erdoğan’a vermekle sadece kardeşin pozisyonunu iyileştirmekten başka olumlu bir şey göremedi. Toplum ve ülke açısından her şey daha kötüye gitti, enflasyon patladı, pahalılık dayanılmaz boyutlarda, NAS dedi ülkeyi iflasın eşiğine getirdi. Buna rağmen toplumun bir kısmının yaşanan bu felaketlere rağmen AKP iktidarına verdikleri desteğin devamı halinde ülkenin uçuruma sürükleneceğinin farkında olmalarını ve yeter artık demeleri için 31.Mart seçimlerinin bir fırsat olduğunu hatırlatmak isterim.

Biliniz ki, Bunların ne içeride ne de dışarıda kaçacak yerleri yok. İktidarın beceriksizliği, iş bilmezliği, doymak bilmez rant sevdası, liyakat yerine sadakati esas alması, kendisi gibi düşünmeyenlerin hain ilan edilmesi, akıl ve bilimden uzak uygulamalar sonucu ülke ekonomisini çökertmeleri yanında  vatandaşları hatta gelecek nesilleri gırtlaklarına kadar borçlandıran bu iktidar değil mi? “Biz varsak, doğalgaz var! Biz yoksak doğalgaz yok” diyebiliyor ! pes doğrusu… Yapılan tüm ihanet ve kötülüklerin hesabını bu aziz millete vermek için mutlaka yargılanacaklar. Hesap sorulacak elbet… 29.Şubat.2024

Selam ve Saygılarımla

Cezmi Orkun

Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı

(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)

Devamını Oku

ASIL TEHLİKE, KÖTÜ YÖNETİM…

ASIL TEHLİKE, KÖTÜ YÖNETİM…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli vatandaşlar, AKP iktidarının kendisinden olmayanı hain, terörist ve dış güçlerin temsilcisi gibi ayrıştırıcı politikaları sonucu ülkemiz tam ortadan ikiye bölünmüş, insanların sevgi ve saygı anlayışı korku altında baskılanmıştır. Erdoğan; mitinglerde belediye başkanı bizden olmazsa doğalgaz gelmez, hizmet gelmez diyerek yapmak zorunda oldukları hizmetleri dahi pazarlık konusu yapacak kadar aciz bir durumdadır. 

AKP iktidarı; Genel Başkanımız Rıfat Serdaroğlu’nun kamuoyu ile paylaştığı ve 6.Şubat depreminde öldüğü tespit edilen 90.200 vatandaşımız nerede sorusuna ise hala cevap yok. Yani, AKP iktidar yönetimi, ölen vatandaşlarımızı sahiplenme de dahi acziyet içinde. Ayrıca, umut dağıtan yalan vaatlerle insanlarımızı bir umudun içine hapsetmekle de en büyük kötülüğü yapmaktadır. Şemseddin Sami “Bir kötülüğü beğenen, onu işleyenden daha kötüdür” diyerek hepimizi uyarıyor. 


Ülkemiz, kötülük yapanlardan ziyade kötülüğe göz yumanlar ya da onu teşvik edenler yüzünden büyük bir tehlike altındadır. Halkımızın sessiz kalmakla suç ortağı olduğu bu kötülükler nedir derseniz; özgürlüklerin kısıtlanması, cumhuriyet değerlerinin haraç mezat elden çıkarılması, kurucu değerlere düşmanlık, algıya dayalı operasyonlarla halkımızı ayrıştırmak, kaos ve karmaşa ortamı yaratmak, kültürel değerlerin korunamaması, devlete olan güvenin yitirilmesi, adil paylaşımın olmadığı bu  tek adam rejimi ile demokrasinin rafa kaldırılması, yargı-yürütme ve yasamanın bağımlı hale getirilmesi yanında;

Yeraltı ve yerüstü zenginliklerimiz ile topraklarımızın yabancılara peşkeş çekilmesi, halktan alınanın halka değil bir avuç saray ve eşrafına verilmesi, adaletin ve Anayasanın ayaklar altına alınması, uluslararası itibarın yerini sarayın itibarının alması, lüks ve şatafatın bu zümre için vazgeçilmez olduğu, halkın sefalete ve açlığa mahkum edildiği, tehdit ve şantaj ile oy avcılığı yapılması gibi uygulamalar sonucunda ülkemiz geri dönülmesi imkansız olan sosyal, siyasal ve ekonomik krizler ülkesi haline getirilmiştir.

AKP iktidarının tek amacı kendi varlıklarını korumak olduğundan halkın ve ülkenin sorunlarının çözümü bu anlayış ile asla mümkün değildir. Çözüm için yapmanız gereken tek şey geleceğinizi olası tehlikelerden korumak adına AKP iktidarının yaptıklarını sorgulamanız ve gerekeni yapmanızdır. Yani, oylarınızla Anayasal haklarınız çerçevesinde iktidara taşıdığınız bu yönetimi alaşağı edecek gerçek iradenizi ortaya koymanın tek çözüm yolu olduğu aşikardır.  

Değerli vatandaşlar, kaos ve karmaşadan beslenen AKP iktidarları sayesinde; Şeriat söylemlerinin yoğunluk kazandığı, çalışan ve emeklilerin ayakta kalmaya çabaladığı, halkın yüzde 80’nin sefalete ve yokluğa mahkum edildiği, oy uğruna halkın tehdit ve şantaja muhatap olduğu, Eş başkanıyım dediği BOP projesini uygulama mecburiyeti her alanda geri dönüşün kolay olmayacağı, içinde bulunduğumuz bu ortamı yaratan AKP iktidarı ve kötü yönetiminin varlığı inanın en büyük tehlikedir. 

Bu tehlikenin bertaraf edilmesi de ona bu hakkı tanıyan milletimizin yerel seçimlerde kırmızı kart göstermesiyle mümkündür. Aksi durumda tehlikenin her alanda yok edici boyutları kaçınılmaz olarak hepimize yaşatılacaktır.

Sonuç olarak, ülkemiz ve insanımız geleceği için bu yönetim, en büyük ve tek tehlikedir. A.Einstain’ın “Dünya tehlikeli bir yer. Bunun nedeni ise insanların kötü olması değil, kötülük karşısında bir şey yapmamalarıdır” sözünü ve  aşağıdaki ÇİN atasözünü sizlere hatırlatmak isterim.

“Bilmeyen ve bilmediğini bilen ÇOCUKTUR, ona öğretin;

Bilen ve bildiğini bilmeyen UYKUDADIR, onu uyandırın;

Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen APTALDIR, ondan sakının;

Bilen ve bildiğini bilen LİDERDİR, onu takip edin.”         26.Şubat.2024

Selam ve Saygılarımla

Cezmi Orkun

Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı

(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)

Devamını Oku

VATAN TOPRAĞI SATILMAZ, KORUNUR

VATAN TOPRAĞI SATILMAZ, KORUNUR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli vatandaşlar, ülkemiz sınırları Ortadoğu ülkelerinde olduğu gibi cetvelle değil kanla çizilmiş olup bir karış kutsal toprak nice canlara mal olmuştur. AKP iktidarları öncesi hükümetlerin hepsi kutsal toprağımızı muhafaza etmişlerdir. Ancak; AKP’nin 2003 yılında yürürlüğe koyduğu ve yabancılara toprak satışını kolaylaştıran 4916 Sayılı Kanun’un ardından, başta Arap ülkeleri olmak üzere yabancı ülke vatandaşlarının Türkiye’den satın aldığı arazi miktarında ciddi bir artış olduğu, 2023 yılı verilerine göre 28.3 milyon metrekare vatan toprağının yabancılara satıldığı görülmektedir. Bu durumun, çevre ve sürdürülebilir kalkınmayı engelleyen ciddi bir sorun olduğu aşikardır.

Bu anlayış sonucunda, Şah İsmail Türbesi toprağı elimizden çıktı, 12 adaların işgali sonucu bu adalar üzerindeki haklardan mahrum olmamız yanında, topraklarımızın yabancılara satışı ve vatandaşlık verilen yabancıların mülk edinmesiyle topraklarımızın kutsallığına ihanet edildiğine şahit oluyoruz. Şimdide, vatandaşlık alamayan Suriyeli mülteciler için hazine arazilerinin pilot bölge planlamasıyla elden çıkarılacağı durumuyla karşı karşıyayız. 

Basında yer alan haberlere göre; Ülkelerdeki açlığı yok etmek ve beslenme şartlarını iyileştirme amacı ile kurulan BM’in uzman kuruluşu FAO(Food and Agriculture Organization) BM fonu üzerinden, pilot bölge olarak ülkemizin Ege ve Marmara Bölgesinde yer alan beş ili (Balıkesir, Bursa, Aydın, İzmir, Manisa) kapsayan proje gereği 2 milyar dolar karşılığında hazine arazilerinin Suriyeli mültecilere verilmesi istenmiş ve uygulama AKP iktidarınca başlatılmıştır. Bu haberlere göre saraydan ‘Hazine arazilerini Suriyelilere verin’ talimatına, Manisa Ticaret Odası (MTO) Başkanı itiraz etmiş, diğer dört ilimiz talimata uyarak uygulamaya geçmiştir. Yani, BOP’un sadece güneydoğu bölgesinde değil ülkenin geneline konumlanma amacı taşıdığı, bu proje vatana ihanet projesidir ve asla kabul edilemez.

Değerli vatandaşlar, Mültecilerin gelecekte ülkelerine geri gönderilmesi mümkün iken yabancılara satılan toprakların geri alınması söz konusu değildir. Bu durum ülkemizin ipotek altına alınması demektir. Belli ki AKP iktidarı, çöken ekonomiyi düzeltmek için arazi satışıyla başladığı, konut satışlarıyla devam ettirdiği ve hazine arazilerinin bedelsiz olarak Suriyeli mültecilere verildiği günümüzde, insanlarından sonra topraklarımızı da yabancılaştırma ihaneti içerisindedir. Yabancılaşmanın önüne geçilmezse tarımsal hizmetlerinin de yabancılara teslim edilmesi kaçınılmaz olacaktır. Ya bizim  köylümüz? Diye sorsan, onlar kim ki diyor AKP iktidarı. 

Cumhur ittifakı yöneticileri, topraklarımızı haraç mezat elden çıkarırken yerli ve milli olduklarını iddia ediyor, ancak çevre ve insanlarımızı koruyan ve arazisine sahip çıkan halkımıza ve köylümüze terörist muamelesi yapıyor. Uğruna milyonlarca şehit verdiğimiz topraklarımızın, yabancılara satılmasına milletimizin dur demesi gerekmektedir. İktidar ve muhalefet vekilleri sizce de “Vatan Toprağı kutsaldır, Satılmaz” değil mi? eğer öyleyse sizler de topraklarımızın parsel parsel satılmasına dur demelisiniz.

Yabancı gerçek ve tüzel kişilere toprak satışı konusunda yapılan düzenlemelerin ‘karşılıklılık ilkesi’ ihlali ve ülke bütünlüğüne tehdit olduğu aşikar iken yerli ve milli olduklarını söyleyen AKP ve koşulsuz destekçisi MHP temsilcilerine soruyorum “vatan topraklarını parsel parsel satmak” yerli ve milli olmak mıdır?

Bize göre yerli ve milli olmak “VATAN TOPRAĞINI KORUMAKTIR”. Belli bir amaç doğrultusunda kutsal topraklarımızın yabancılara satılmasının engellenmesi için DOĞRU PARTİ temsilcileri olarak tüm vekilleri sağ duyu çerçevesinde göreve davet ediyoruz. Vatan sevgisiyle yoğrulan yönetimlerin düsturudur, “ŞEHİT KANIYLA ALINAN VATAN TOPRAĞI SATILMAZ, KORUNUR”.  Sözü.         23.Şubat.2024

Selam ve Saygılarımla

Cezmi Orkun

Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı

(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)

Devamını Oku

MADEN İLÇESİ için UYARI…

MADEN İLÇESİ için UYARI…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli hemşerilerim, ülkemizde madencilik faaliyetleri (ki AKP iktidarları döneminde 300 binin üzerinde maden ruhsatı verilmiştir) çevre ve canlı sağlığı açısından ele alındığında kullanılan kimyasalların atık havuzlarındaki olası sızıntıları, havuzların yıkılması, taşması ve benzeri kazalar ya da atıkların buharlaşarak atmosfere yayılması, nehir ve/veya denizlere dökülmesi, su kaynaklarının kirlenmesi, gibi önemli riskleri taşıması yanında ormanlarımızın katledilmesi gibi geri dönüşümü mümkün olmayan kayıplara sebep olmakta ve ülkemizi değil işleticisini ihya etme amacını taşıdığı görülmektedir. 

13.Şubat.2024 günü Erzincan İliç’teki maden ocağında meydana gelen heyelan sonucu resmi verilere göre dokuz insanımızın hayatını kaybettiği söyleniyor. Sebep olanlar bu 9 canı geri getirebilirler mi? hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet, ailelerine sabırlar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Yıllardır yöre insanlarının haykırışlarını dikkate almayan ilgililer geceleri rahat uyuyabilecek mi? acaba. 

Bu kazanın benzerinin gerekli önlemlerin alınmaması halinde Elazığ’ın Maden ilçesinde yaşanabileceğini her platformda anlatmamıza rağmen belli ki iktidara yakınlığı nedeniyle bugüne kadar Yıldızlar SSS Holding her türlü zararı vermeye devam ediyor. Tescilli tarihi yapılara verdiği zarar yanında ilçe sakinlerini barınma sorunuyla karşı karşıya bırakan bu firmaya gerekli yasal işlemler yapılmak yerine vatandaşların mağdur edilmesi anlayışındaki ilgili kurum ve kuruluşlara ve dahi siyasetçilerimize hatırlatmak isterim ki;

Sebep olduğu heyelan için önleyici hiçbir tedbir almayan bu firma Afşin’de sahibi olduğu maden ocağından yıllık 385 bin ton cevher çıkaracağını ve bu cevheri Maden ilçesinde ayrıştıracağını ve bu ayrıştırma sonucu yıllık pasa miktarının 77 bin ton olacağını ÇED raporunda belirtiyor ve ÇED gerekli değildir kararını 18.12.2022 tarihinde alıyor. Ancak; Çevre şehircilik ve iklim değişikliği Bakanlığı yetkililerinin atıkların ilçemizde nereye atılacağı hakkında bir kararı yok. Firma Maden ilçesini pasa deposu olarak görebilir, ama ilgili ve yetkili birimler ile siyasetçilerimiz bu ilçenin geçmişine, ülkeye kazandırdıklarına hiç mi saygı duymazlar. Bundan sonra ne yapacaklarını göreceğiz elbet. Karar vericilerin varsa vicdanlarına sesleniyorum. Maden ilçesi bir yandaş firma amacına kurban edilmesin. Yoksa, bu vebalin altından kalkamazsınız. Geçmişi oldukça karanlık olan bu firmanın ülkemize verdiği zararları içeren bazı örnekleri de sizlerle tekrar paylaşma gereğini duyuyorum. Bunlar; 

  • 2011 yılında Kütahya’daki SS Yıldızlar Holding’in sahibi olduğu Eti Gümüş madeninde kimyasal atıkların depolandığı havuzların çökmesi sonucu binlerce metreküp zehirli atık çevreye saçılmış ve bölgede arsenik ile siyanür kaynaklı zehirlenmeler ve ölümler gerçekleşmiştir. Yaşanan felaket nedeniyle çevre örgütleri ve sendikaların suç duyurusu sonrasında açılan davada, Maden ocağının dört yetkilisine, bilinçli taksirle çevreyi kirletmek suçundan 1 yıl 10 ay hapis cezası verildi, sanıklardan biri beraat ederken, verilen cezaların tümü ertelendi.
  • SS Yıldızlar Holding’in sahibi olduğu NESKO madencilik firmasının Giresun’a bağlı Şebinkarahisar ilçesinde  bulunan maden ocağında 2018 yılında cevher zenginleştirme tesisinde kullanılan kimyasal atık deposunun patlaması sonucunda sekiz milyon balığın ölümüne sebep olan şirkete cüzi bir para cezası kesilip olayın üstü kapatılmıştır. 
  • Yine 18.Kasım.2021 Perşembe günü Giresun Şebinkarahisar da bulunan NESKO madenciliğe ait kurşun-çinko-bakır maden atık havuzu patladı. Ağır metaller içeren milyonlarca litre kimyasal Kelkit Vadisi’ne aktı. Kılıçkaya Barajı siyanür ile kirletildiği için bölgede yer alan bahçe ve tarım arazileri kullanılamaz hale geldi.

Gerçekten de çevre ve canlılarımıza, geçmişimize zarar verenlerin yaptıkları yanlarına kar kalmamalı, bugüne kadar olduğu gibi olayların üstü örtülmemeli ve tüm faaliyetler çevre ve insanlarımızın menfaatleri gözetilerek ele alınarak gerekli yaptırımların acilen hayata geçirilmesi gerekmektedir. 

Değerli hemşerilerim hem bir hemşeriniz hem de DOĞRU PARTİ temsilcisi olarak görev ve sorumluluğum gereği ülkemizin dört bir tarafında yer alan bu tür olumsuzlukları her türlü yasal haklarımızı kullanarak önlemeye çalışıyoruz. Yöre insanının içerisinde yer almadığı tüm maden ocaklarında İliç ve Maden ilçesi örneğinde olduğu gibi olumsuzluklar yaşanması kaçınılmazdır. Yıldızlar SSS Holding’in ilçemizde yıllık 77 bin ton atık üreteceğinden Maden ilçesi sakinlerinin ve ilimiz karar vericilerinin haberlerinin dahi olmadığı düşüncesiyle, tüm ilgili kurumları ve vekillerimizi; hem günümüz için gerekli önleyici tedbirlerin alınması, ilçeye verilen zararların tazmin edilmesi hem de ilçenin geleceğine dönük olumsuzluklara meydan verilmemesi için gerekli tüm işlemleri yapmaya davet ediyor ve uyarıyorum.        15.Şubat.2024

Selam ve saygılarımla

Cezmi Orkun”

Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı

(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.