DOLAR 32,8017 0%
EURO 35,2635 -0.01%
ALTIN 2.447,430,10
BITCOIN 2180883-0,15%
İstanbul
28°

AÇIK

03:24

İMSAK'A KALAN SÜRE

Cezmi Orkun

Cezmi Orkun

13 Haziran 2024 Perşembe

AT… KURTUL

AT… KURTUL
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli vatandaşlar, ülkemizin içte ve dışta sorunlar yumağı ile karşı karşıya olduğu hepinizin malumudur. İçte toplumun yüzde 80!i yoksulluk sınırının çok çok altında bir gelirle yaşama tutunmaya çalışırken yüzde 20’si açlık sınırının altında adeta ölüme terkedilmiş durumda üstelik ülkemizin neredeyse tamamının sığınmacılar tarafından işgal edilmiş olması bir beka sorunu halini almıştır. Dışta ise BOP eş başkanlığı görevi verilen Erdoğan iktidarı adım adım ülkenin parçalanmasına sebep olacak projenin uygulayıcısı olmaya ve muhalefet partileri de yanına alan görüntü ile projenin bir parçası yapmaya devam ediyor. 

Cumhuriyetimizin kazanımı olan sınırlarımızın değiştirilmesi amaçlı bu proje de ülkemizin bir başka beka sorunu olarak işlerliğini koruyor. Tüm bunların beka sorunu olmaktan çıkarılması gerekirken yerel seçimlerde birinci parti olan CHP Genel Başkanı Özel ve ekibi bu yıkım olaylarını görmezden gelip yumuşama ve/veya normalleşme bahanesiyle iktidara payanda olmaktan öte gidemiyor. AKP iktidarı gitsin diye CHP’ye oy veren seçmenler, hatta toplumun büyük bir kesimi bu durumu şaşkınlıkla seyrediyor. Fıkra bu ya;

Bir gün Cumhurbaşkanı ve birinci parti olmasına rağmen muhalefette kalmayı kendisine layık gören sözde Demokrasi havarisi CHP Genel Başkanı Özel aynı helikopterde, tüm olumsuzluklara rağmen insanlarımızın geçimlerini nasıl yaptıkları üzerindeki muhabbetleri esnasında…Özel; “Ben buradan 35 milyon lira atsam 35 kişi sevinir” demiş. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı; “ben buradan 50 milyon lira atsam 50 kişi sevinir” diye cevap verince, pilot dayanamaz ve “ben buradan ikinizi atsam 85 milyon birden sevinir!..” diyerek halkın umudunu dile getirir.

Günümüz iktidar ve muhalefet partileri davranışlarında halkımızın sömürülmesi ve siyasi çıkarlara alet edilmesi dışında bir anlayışın olmadığı ortada. Baksanıza, birinci parti Genel Başkanı, ikinci partinin Genel başkanı olarak ziyaret ediyor, ikinci parti, birinci partinin Genel Başkanını Cumhurbaşkanı olarak ziyaret ediyor. Nasıl ama! Kendisini yücelten seçmenleri ayaklar altına aldıran bir Genel Başkan. Konuşulan konular arasında ülkemizin beka sorunu olan sığınmacılar ve mürit yetiştirme amaçlı müfredat yok. Yazıklar olsun. İktidarın ömrünü uzatan ve payanda olmayı kabul eden bu anlayıştan kurtulmanın zamanı gelmiştir. 

Ben inanıyorum ki vatandaşlık bağıyla bağlı her Türk vatandaşı; etnisitesi, inancı ne olursa olsun BEKA sorunu haline gelen ülkemiz milli sınırlarının değiştirilmesi planı uygulayıcıları, çağın gerisinde kalan eğitim müfredatı ve demografik yapının bozulmasına sebep olan sığınmacılardan arınmış bir Türkiye beklentisine cevap verecek DOĞRU kadroları bünyesinde barındıran bizlere bu fırsatı verecektir. Bunları atalım, hep birlikte TÜRKİYE olalım. Aziz TÜRK milleti bu yükleri taşımak zorunda değilsin. AT… KURTUL. 14.Haziran.2024

Selam ve Saygılarımla                

Cezmi Orkun

Devamını Oku

KERVAN YOLDA DİZİLİR…

KERVAN YOLDA DİZİLİR…
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli vatandaşlar, son yerel seçimlerde, AKP yönetimine karşı olan tepki oyları ve CHP seçmenlerinin birlikteliği sonucu CHP birinci parti konumuna taşınmış ve ayrıca oy veren seçmenler aynı zamanda CHP Genel Başkanı sayın Özel’e de siyasette belirleyici olması görevi ve sorumluluğunu yüklemiştir. Ancak; CHP Genel Başkanı bu görevi yerine getirmek yerine, halkımızdan yediği tokatın şaşkınlığını yaşayan AKP iktidar yönetimine normalleşme adı altında can suyu vermeye devam ediyor. İşte size bir örnek, emeklilerimiz yaşam mücadelesi verirken sayın Özel bir konuşmasında, “Erdoğan istemez mi emekliye zam yapmayı ama ülke büyük krizde para yok yapamadı” dedi. Yazık vallahi!! emekli kardeşlerim Erdoğan için para mı toplasak…Olsa verecekmiş! 

Oysa; saray ve eşrafına para buluyorsun, sarayın günlük harcaması olan 40 milyon lirayı buluyorsun, yolcu-hasta ve araç geçiş garantisi verdiğin beşli çeteye para buluyorsun, göçmenlere milyarlarca dolar harcıyorsun, KKM hesap sahipleri için milyarlarca lira para buluyorsun da emeklilerimize mi para bulamıyorsun demesini ve emeklinin yanında olacak bir tavır sergilemesini beklemek hakkımız değil mi? vatandaşın bu hakkını elinden alan Özel’in bu mantıkla devam etmesi demek emekli, dar gelirli, çiftçi, köylü ve küçük esnafın sorunlarını çözmek yerine sorunun bir parçası olacak demektir.

Günümüz siyasetinde gördüğümüz tek gerçek, iktidar ve muhalefet liderlerinin çıkarlar kardeşliğinde birleştiğidir. Muhalefet parti liderlerinin sarayla görüşmelerinin içeriği hakkında kamuoyuna bilgi verilmese de gelecek günlerde elbette ne konuşulduğu ortaya çıkacaktır. Sonuçta mevcut siyasetçiler milletimizi sömürmekten asla vaz geçmiyor, halkın umutları yerle yeksan ediliyor. Erdoğan açısından baktığımızda ise başarılı olamadıkları işlerin yolda tamamlanabileceği, önemli olanın yola çıkmak olduğunu anlatan “Kervan Yolda Dizilir” atasözü  hayat buluyor. Kervancı başı Erdoğan, dağılan kervanına muhalif gözüken genel başkanları ki Özel ve Akşener kervandaki yerini almıştır, önümüzdeki günlerde de aynı gözeden su içen Babacan, Davutoğlu ve Erbakan’ı da kervanına katarak hedefine ulaşmasına dayanak olacak muhalefetin dizayn edilmesi işlemini gerçekleştirmiş olacaktır. Ülkemiz ve milletimiz şahsi ikballer uğruna feda ediliyor.  Montaigne’nin “hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez” sözünü kişisel ikbal peşinde koşan bu zavallılara ithaf ediyorum.

İktidar ve muhalif gözüken sözde muhalefet siyasetçileri konu ne olursa olsun günü kurtarma derdinde olunca, liyakati değil sadakati esas alan atamalar, adam kayırmalar, iyi yetişmiş insanların değerlerinin takdir edilmemesi, çağın gerisinde kalan yeni müfredata dayalı eğitim, denetim mekanizmalarındaki başı bozukluk, soru çalarak bir yerlere gelenlerin yarattığı sorunlar muhaliflerin de katkılarıyla çözümsüz bırakılıyor. 

Dünya hızla ilerlerken mevcut iktidar muhalafeti dizayn etmeye, muhalefet ise iktidarın  yoksulluğa mahkum ettiği halkın sorunlarına eğilmesi gerekirken kafası kesilmiş tavuk gibi kervanın peşine dizilme derdinde. Geçen günün  akşamında o günü kurtardığı için sevinmeye devam eden bu aktörler kendilerini kandırıyor… Belli ki, günü değil, geleceği kurtarmadan bir yere varılmayacağını kervana dahil olan muhalif aktörler anlamak istemiyor. Ne demiş atalarımız “KERVAN YOLDA DİZİLİR”. Ülkemiz geleceği hakkındaki karar da, sözde sizindir.

11.Haziran.2024
Selam ve Saygılarımla

Cezmj Orkun

Devamını Oku

SEVGİ YOKSA…

SEVGİ YOKSA…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli vatandaşlar, Amerikalı psikanalist, sosyolog ve filozof Erich Fromm; “sevginin, boş öğütler vermek değil en temel ve gerçek ihtiyaçlardan söz etmek olduğunu belirtirken, en önemli faktörlerinden birisinin de inanç” olduğunu ve inancı az olanın sevgisi de azdır tezini savunur. Matematikçi ve fizikçi Arşimet ise “bana bir destek verin, dünyayı yerinden oynatayım” derken bu desteğin inanç olduğu belirtilir. Bu durumda; siyaset, ticaret ve sosyal yaşamda başarılı olmanın temelini sevgi ve inanç oluşturmaktadır dersek yanlış olmaz elbette. 

Bu bilimsel tezler ve Antik Yunan filozofu Platon’un “Devlet işleri, içten gelen bir sevgi, edep ve olgun bir kafa ile yürütülmez ise, bunun sonu çöküştür” özdeyişinden hareketle, günümüz iktidarının her alanda çöküşe neden olan uygulamaları ele alındığında sevgi yoksunluğu olduğu görülür. Çünkü, bu iktidar merkezinde insanı esas almayan bir anlayışa sahiptir. Şöyle ki;

İnsanlarımızın; dini inanç ve milli duygu hassasiyetlerini siyasi çıkarlarına alet eden, milleti kutuplaştırarak ayrışmayı tetikleyen, teröristlerle mücadele yerine müzakere adıyla masaya oturan, kendisi dışındakileri terörist-hain olarak etiketleyen, tarikat ve cemaat zır cahil ekiplerle iş tutan bir anlayışı temsil eden bu AKP iktidar yönetimi belli ki inancını kaybetmiş, sevgiden yoksun bir yapı olarak varlığını sürdürmeye çalışıyor. Bu durumu açıklaması nedeniyle okuduğum ve çok anlamlı bulduğum anonim bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir gün, bir kadın evinden dışarı çıktığında üç yaşlı adamın kapısının önünde oturduğunu görür ve “Sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız, lütfen içeri gelin, size bir şeyler ikram edeyim” deyince, yaşlılar “Kocan evde mi?” diye sorar. Kadın “Hayır, eşim dışarıda” der. Bunun üzerine yaşlılar “İçeri gelmeyiz” diyerek daveti geri çevirir. Akşam, kadının eşi eve döndüğünde kadın olanları kocasına anlattığında, kocası “Git, onlara evde olduğumu söyle ve davet et” der. Kadın dışarı çıkıp eşim evde diyerek yaşlıları  tekrar evine davet eder. Fakat yaşlı 3 adam “Hepimiz birlikte gelemeyiz” deyince, kadın “Neden?” diye sorar. Yaşlılardan biri arkadaşlarını göstererek “Bu arkadaşımın adı Zenginlik, öbür arkadaşımın adı Başarı, benim adım da Sevgi” açıklamasını takiben “Şimdi evine git ve eşinle hangimizi ilk başta içeri alacağınızı kararlaştırın” der.

Kadın tekrar  içeri girer ve olanları eşine anlatır. Durum adamın hoşuna gitmiş ve “İyi bakalım” demiş. “O zaman Zenginlik, onu davet edelim, evimiz zenginlikle dolsun” deyince, kadın itiraz eder ve “Hayatım, niye Başarıyı davet etmiyoruz?” diye sorar. Bu konuşmaya şahit olan evin kızları araya girerek “Sevgiyi davet etmemiz daha iyi olmaz mı? Evimiz Sevgi dolar” derler. Bunun üzerine ailece alınan bu karar gereği kadın dışarı çıkarak “Hanginiz Sevgi? Lütfen içeri gelin ve bizim misafirimiz olun” der. Sevgi ayağa kalkarak eve doğru yürümeye başlar. Diğer ikisi de ayağa kalkarak Sevgiyi takip ederler. 

Kadın şaşkınlıkla “Ben sadece Sevgiyi davet ettim. Siz neden geliyorsunuz?” diye sorunca Yaşlı adamlar hep birlikte “Eğer Zenginlik veya Başarıyı davet etseydiniz, diğer ikimiz dışarı bekleyecekti. Ama siz sevgiyi davet ettiniz, sevgi nereye giderse biz onu takip ederiz. Nerede sevgi varsa, orada zaten başarı ve zenginlik olacaktır“ cevabını verirler.

Ben değil siz değerli vatandaşlar, 22 yıldır ülkemizi yöneten AKP iktidarı ve koşulsuz destekçilerini bu hikayenin neresine koyarsanız koyun. Merkezinde insanı esas almayan bu anlayışta sevgi aramak mümkün mü? 

Ekonomik zorluklar sonucu aile bütünlüğünü sarsan, liyakat ve ehliyet sahibi yöneticiler yerine kendisinden olanları gözeten, doğanın talan edilmesine öncülük eden, canlıların yaşamlarındaki sorunların çözümüne kaynak bulamayan, insanları sosyal ve kültürel aktivitelerden yoksun bırakan, samimiyeti değil samimiyetsizliği esas alan, kurucu değerleri unutturmaya çalışan, bireysel hak ve özgürlükleri kısıtlayan, vatanın bütünlüğünden rahatsız olan, kötülüğü iyiliğe, güzelliği çirkinliğe, hurafeyi bilime, yaşamayı ölüme, zengini yoksula tercih eden AKP iktidar yönetimi “Yürek- akıl – ruh” olarak sevgiden yoksun demektir. 

Başarı ve zenginliğin kaynağı sevgiyi ancak merkezinde insanı esas alan bir siyasi yapının etrafında toplanırsanız bulursunuz. İşte o siyasi yapı DOĞRU PARTİ olup, iktidar yapmanız halinde başarı ve zenginlik kaçınılmaz olarak gerçekleşir. SİZ yoksanız, bir kişi eksiğiz… 8.Haziran.2024

Selam ve Saygılarımla                

Cezmi Orkun

Devamını Oku

Ruanda’dan Türkiye’ye SIĞINMACI TURİZMİ !

Ruanda’dan Türkiye’ye SIĞINMACI TURİZMİ !
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli vatandaşlar,, Türkiye-Ruanda hükümetleri arasında “Turizm alanında iş birliği anlaşması” (EK-1) 28.Mayıs.2024 günü Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile karar verilen söz konusu 8563 sayılı karar 29.Mayıs.2024 gün ve 32560 sayı  ile resmi gazetede yayınlandı. Anlaşmaya göre taraflardan birinin feshetme talebini sözleşme süresinin (ki bu süre 5 yıldır) bitiminden 6 ay öncesi yazılı olarak bildirmemesi halinde otomatik olarak yenilenecektir. Anlaşmanın perde arkasında farklı bir amaç olabilir mi diye Kültür ve Turizm bakanlığının yıllık turist istatistiklerine baktım. 2022 yılı ülkemizi ziyaret eden yabancı Turist sayısı 39.331.784 kişi, 2023 yılında ise bu sayı 49.209.183 kişi olup aralarında tek bir Ruandalı Turist bilgisine rastlamadım. İhracat ve ithalat açısından bakıldığında ise Ruanda’nın Türkiye’ye  İhracatı 2022 yılı için 5 milyon dolar, Türkiye’den ithalatı ise 2022 yılı için 62 milyon dolar gibi katkısı yok denecek kadar azdır..

Ticaret Bakanlığı istatistiklerini incelediğimde yaklaşık 13 milyon nüfusu olan Ruanda’da 2023 yılı için kişi başına düşen milli gelir (IMF tahmini) 998 dolar olarak belirtilmiş ancak gerçekleşen değer 802 dolardır. Halkın yüzde 90’ı tarım ile uğraşan, sanayisi olmayan ve bölgesel çatışmaların yaşandığı fakir bir ülkeden bahsediyoruz. Milli gelirdeki payı 802 dolar olan bir Ruanda vatandaşının ülkemize turist olarak gelmesi neredeyse imkansız. Türk vatandaşları ise bu ülkeye hangi turistik tesisi görmek için gidecek. Denize bağlantısı olmayan tepelerde kurulu bir ülkeye niye gitsin?

Şimdi, bu anlaşmanın gerisinde ne olabilir sorusuna cevap arayalım.  22.Nisan.2024 günlü “FİLİSTİNLİ SIĞINMACILAR MI GELİYOR?” başlıklı yazımda “Dünya Bankasından temin edilecek bu kredinin temelinde, 9.Mayıs.2024 günü Erdoğan ile Biden görüşmesinde yeni bir göçmen grubun ülkemize taşınması fikrinin kabul ettirilmesi yatmaktadır. Zaten, ABD basını bu ikili görüşmenin en  önemli başlıklarından birinin yaklaşık bir milyon Filistinlinin Türkiye’ye yerleştirilmesi olduğunu kamuoyu ile paylaşmıştır. Bu DB dayatmasının asıl amacı, İsrail’in yerleşim alanını genişleterek ülkemize komşu ülkeler arasında yer almasını sağlamaktır. Bu bir tahmin değil gelecek hakkındaki öngörüdür.” Düşüncemi paylaşmıştım.

Bu görüşme gerçekleşmedi ve bu öngörüm dayanaksız kaldı gibi algılanabilir. Ancak, karşımızda AKP iktidarı olduğu asla unutulmamalıdır. Hatırlatayım Gazze halkını savunurken soykırım yapan İsrail ile ticaretimiz yok demişti, bir süre sonra ticaret yapıldığı ortaya çıkınca önce kısıtlama sonra yasaklama kararı aldılar bu kararın arkasından ticaretlerinin farklı yollarla devam ettiği ortaya çıkarsa ona da bir bahane bulurlar inanın. Şimdi Dünya Bankası Anlaşması (ki her maddesinde mülteciler için ayrıcalıklar içermektedir) sonrası AKP iktidarı milletin tepkisini almamak adına, ABD ve AB ülkeleri tarafından ülkemizde konumlandırılmak istenen Filistin halkını dolaylı yollarla ülkemize transferini gerçekleştirmek için Ruanda ile bu anlaşmayı yapmış olamaz mı?

Yani; Turizm iş birliği anlaşması, Gazze’deki halkı önce Ruanda’ya oradan da Türkiye’ye aktarmak için kullanılan bir yol mu? kuşkulanıyorum. Çünkü,  bu kuşkularımı güçlendiren veriler var. Mesela, son günlerde THY’nın Ruanda-İstanbul seferi yapan yüzlerce uçağı tarafından aralıksız insan taşınıyor ? iyi de Turizm sezonu henüz açılmadı bir, ikincisi madem bu gelenler Turist, o zaman bunlar nerede kalıyorlar? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak benimle aynı endişeleri taşıyan yani ülkemizin istila edilmek istendiğini gören tüm vatandaşlarımız adına; endişelerimizin yersiz olduğu iddiasında iseniz siz AKP iktidar yetkililerine soruyorum, bunlar gerçekten turist ise Ruanda’dan ülkemize giriş yapan yolcuların uyruklarını, Voucher(seyahat belgesi), Geliş-gidiş tarihli onaylanmış biletleri ve otel rezervasyon belgelerinin sayılarını açıklayın. Unutmayın gerçeklerin er ya da geç açığa çıkma gibi bir huyu vardır. 

Son sorum, Türkiye’de kendi ülkemizde azınlık olmak istemeyen Türk Milletinin her bir ferdinedir. Gazze halkının (çeşitli yöntemlerle de olsa) ülkemize taşınması kimlerin işine yarar? Buna yol veren AKP iktidarının bu amaca hizmet etmesi kendisine verilen bir görev midir? Gazze’nin boşaltılmasının parçası olmak hangi devlete hizmettir? Lütfen düşünün…DOĞRU PARTİ temsilcileri olarak oynanan oyunları görüyor ve bu oyunların parçası olmayacağımızı siz değerli vatandaşlarımızla paylaşmayı bir görev olarak yerine getiriyoruz. 5.Haziran.2024

Selam ve Saygılarımla                

Cezmi Orkun

Devamını Oku

MİLLET FAY HATTI ÜZERİNDE

MİLLET FAY HATTI ÜZERİNDE
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli vatandaşlar, kullandığım başlık; ülkemizde her alanda bir darbe niteliğindeki olayların sorumlusu olan AKP yönetiminin halkımız üzerinde adeta bir fay hattının kırılmasının yarattığı yıkımlar benzeri bir deprem etkisine sebep olduğunu anlatma amacını taşımaktadır. Şimdi gelelim ne demek istediğime. AKP Genel Başkanı Erdoğan Sivil Anayasa Güçlü Türkiye sempozyumunda yaptığı konuşmada, “Türk siyasi tarihinin en fazla darbe girişimine maruz kalan hükümetiyiz. Anadolu ihtilalini içlerine sindiremeyenler milli iradeyi gasp etmek için 22 yıl boyunca her yolu denediler” dedi. Gören gözler açısından doğru olabilir ancak;  halkımıza 22 yıldır yapılanları düşününce aslında darbelerin merkezinde Türk milletinin olduğunu bakan gözlere, görmeleri temennisiyle bazı örneklerle açmaya çalışacağım.

Erdoğan konuşmasında darbe dediği; 17-25 Aralık girişimiyle seçilmiş iktidarın al aşağı edilmesinin istendiğini belirtiyor. Oysa, 4 bakan ve çocuklarının rüşvet ilişkileri afişe edilmiş ancak el konulan rüşvet paraları olayın müsebbiplerine faizi ile birlikte iade edilerek olayın üstü kapatılmıştır.

Hendek ve çukur terörü ile şehirlerimizin huzurunu bozmaya teşebbüs edildiğini belirtiyor. Oysa, bu olaylar çözüm süreci adıyla terör örgütüne verilen tavizler ve göz yumma sonucudur. Bu olay yöre insanına yapılan bir darbedir.

15.Temmuz darbe teşebbüsüyle doğrudan şahsımız, ailemiz, ve TBMM’nin hedef alındığını söyledi. Oysa, 17.Temmuz girişimi, AKP yönetiminin FETÖ elemanlarına tanıdığı ayrıcalığın sonucudur. Sonuçta yüzlerce vatandaşımızın ölümü binlerce vatandaşımızın yaralanması nedeniyle millete yapılan bir darbedir. Bu olaylar tüm çıplaklığı ile ortada iken, belli bir zümrenin kendilerine karşı yaptığı karşı çıkışları darbe olarak gündeme getiren AKP Genel Başkanı milletimize yaptığı darbe niteliğinde sayısız  uygulamaları söylemiyor. Bunları da biz söyleyelim.

  • Anayasamızı tanımaması anayasaya yapılan bir darbedir,
  • Suriye Sığınmacıların ülkemizde kalıcılığının sağlanması demografik yapımıza yapılan bir darbedir, 
  • Partilerin kapatılması, siyasilerin tutuklu yargılanması, yasamanın yetkisiz bırakılması, düşüncenin suç sayılması, gösteri ve yürüyüşlerin yasaklanması darbe değil mi?
  • Emeklilerimizin rahat ve huzurunu sağlayacak ücretten mahrum edilmesi yaşama müdahale darbesidir,
  • Eğitimde yeni müfredat başta olmak üzere yapılanlar kurucu değerlere yapılan bir darbedir,
  • Yeraltı madenlerimizin ham madde olarak satılması yerli ve milli anlayışa yapılan bir darbedir.

Ayrıca; yazılarını zevkle okuduğum yeniçağın korkusuz yazarı yazılarının birinde belirttiği, Erdoğan’ın anayasal rejimi ortadan kaldıran kalkışma değil resmen yaşattığı darbelerin listesine katıldığımı belirterek aktarıyorum.

  • YSK ile 2002 seçim darbesi,
  • YSK ile Siirt seçim darbesi,
  • 2010 FETO ile yargı darbesi,
  • 15.Temmuz Hain darbesi,
  • AKP ve MHP’nin parlamenter rejimi yıkma darbesi
  • YSK ile geçersiz oyların geçerli sayıldığı 16.Nisan referandum darbesi
  • YSK ile 14-28 Mayıs.2023’te anayasanın 101. Maddesini ilga eden cumhurbaşkanlığı seçim darbesi

Nasıl ama, asıl darbe AKP iktidarının uygulamalarıyla sosyal, siyasal ve ekonomik alanlardan olumsuz olarak etkilenen Türk milletine yapılan bir kısmını yukarıda aktardığım sayısız darbelerdir. Sıkıştıklarında iktidarlarını devam ettirmek adına AKP ve koşulsuz destekçileri din ve milli duygular üzerinden halkımızı sömürmektedir. Kullanılan malzeme ise gerçeklerin gizlenerek yalan ve algıya dayalı söylemlerdir. Oysa kutsal dinimiz özetle; “Doğru söylemek, doğru sözlü olmak çok büyük bir erdemdir. İnsanlarımız ve dolayısıyla  toplumumuzun başarıya ulaşması ahlaksızlığın gıdası yalanların ortadan kalkmasına bağlıdır. Medya mensuplarının da toplumun bu başarısına katkısı Yalanlardan arındırılmış haberleri esas almalarındadır. Günümüzde olduğu gibi yanlı haberlerin topluma fayda değil zarar verdiği unutulmamalıdır.” demektedir. 

DOĞRU PARTİ temsilcileri olarak iktidar ve muhalefet partilerine karşı yaptığımız tüm eleştiri ve önerilerimiz fay hattı üzerine konumlandırılan milletimizi tüm bu siyasi yelpaze ve olası tehlikelerden arındırarak, rahat ve huzurlu bir yaşam sürecekleri bir alana taşımak ve siyasetin merkezinde yer almasını sağlayacak uygulamaların öncüsü olmaktır. 1.Haziran.2024

Selam ve Saygılarımla                

Cezmi Orkun

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.