8 ay önce Annem vefat etti.
Sonra artık ben büyüdüm.
Ben hep onun küçücük kara oğluydum.
O gitti; benim şımarmaya hakkım kalmadı.
Bugün, onsuz ilk doğum günüm…
Hayatta herşey tatsız tutsuz geliyordu bana mart ayından beri.
Her doğum günümde, yayınladığım geleneksel yazımı, bu yıl artık yeniden yazmamaya karar vermiştim.
Ama, bir şeyler olur ve yazmaktan vazgeçtiğin kelimeler, durmaz, başka bir çehrede içinden dökülür satırlara.
Anlatayım çabucak…
Geçen hafta, demirlemiş olduğum Endonezya’nın Tanjung Kampeh limanında Hindistan için kömür yükledik.
Açıkta, üzerimize yanaşan mavnalardan kömürü ambarlara gemi kreynleri ile doldurduk…
Yükümüzü aldık…
Personel çok yorgun.
Ambar kapakları kapatıldı.
Kalkmak ve Hindistan’a doğru yol almak için gecenin bir yarısında formalitelerin tamamlanmasını bekliyorum.
İkinci Kaptanım, telaşla beni aradı.
— Buyrun
— Süvari Bey, stajyer Santos’a bir şeyler oldu. Hastalandı
— nerede ne oldu ?
— güvertede, istifra ediyor
Stajyer Santos kim?
Hindistan’da Denizcilik Akademisi’nden mezun olmuş, ancak stajı eksik kaldığı için, 4.Kaptan ehliyetini henüz alamamış, 5000 USD Hint’li simsara para vererek, benim gemime güverte stajyeri olarak gelmiş, henüz ana kuzusu bir genç çocuk…
Bu onun ilk gemisi.
Simsara verdiği para, Bombay’da iki çocuklu bir ailenin, bir yıllık geçim masrafı.
Kendi ailesinin umudu bu çocuk…
Şeker mi şeker, stajyerliğin cefasını çekerken dahi, hep gülüyor delikanlı…
Tek derdi, staj defterini, ben gemiden ayrılmadan bana imzalatabilmek)))
Bütün gün, güvertede, ambarların çevresinde kalmış, yüzünde maske yok…
Az sonra yanına güverteye indiğim zaman, gördüm ki; durum ciddi…
Santos kendinde değil, kusmaya çalışıyor olmuyor, eller parmaklar kilitlenmiş açılmıyor, gözler kayık, nefes alamıyor, eyvah eyvah oğlan elden gidiyor…
— Muhtemelen aldığımız kömür yüküne vabeste Carbon Monoksit zehirlenmesi, dedim kendi kendime…
Limanda değiliz, açıkta demirdeyiz
Ambulans gelsin, hastahaneye henen götürsün şansımız yok…
Oksijen tüpü getirildi… Nefes alabilsin diye takviye yapılıyor…
Gece saat 1 oldu…
Endonezya’lı acentama telefonda yalvarıyorum, acil gemiye doktor getir diyorum, çocuk ölüyor…
Acenta, çabalıyor ama,
— burası köy diyor, gemiye doktor getirmem imkansız
—O zaman diyorum, çocuğu acil olarak gemiden alın, hastahaneye götürün.
— Romorkör 4 saatte gemiye gelebilir, 4 saatte geri kasabaya döner, sabah ancak dokuz da hastahaneye varır stajyer, diyor
— Olmaz, diyorum… Dayanamaz bu çocuk, bul başka bir çare.
Pres pres pres, sonunda, acenta gecenin bir yarısı çok yüksek hızlı bir bot buldu, eşten dosttan ve yüksek bir masrafa…
Kimin umrunda.
—- Tamam, dedim acentaya telefonda
50 dakika sonra Santos’u hızlı bota verdik.
O’na gitmeden önce dedim ki;
—- merak etme, seni almadan, buradan hareket etmeyeceğim…
Her ne kadar, Türk usulü, istifra ettirterek ve yoğurt yedirerek bana göre Karbon Monoksit zehirlenmesini biz daha gemide Santos’u vücudundan attıysak bile, kasabanın doktoru, zehirlenme yok, hiç te olmanış, sadece aşırı yorgunluk ve uykusuzluğa vücudun verdiği bir tepki teşhisini koydu çocuğa…
Ehhh, tahlillerde böyle söylüyorsa, bizi çocuğun hayatta kalmasından gayri ne sevindirir…
Ama, bu ruhu güzel çocuk, ölüm korkusunu hissetti o gece
Sabah oldu, Santos yine hızlı botla gemiye geri getirildi.
Acentaya yüksek meblağ bir ödeme yaptım.
Santos biraz mahçup, biraz endişeli.
Kılavuz Kaptan ve Santos hemen hemen aynı anda gemiye çıktı.
Kalkışa hazırız.
Endonezya’lı Kılavuz Kaptan ile, iskele kırlangıçta, demir vira edilirken, laflıyoruz.
Yakınımda birisi var arkamda, döndüm baktım.; bu bizim Santos
Gözleri, gözlerimde, küçük bir ördek yavrusu gibi bana bakıyor.
Hiçbir şey demedim…
Bir kaç saniye sonra; minnetle saygıyla sevgiyle Santos yaklaştı bana, kafasını göğsüme doğru koydu.
O ne stajyer o sarılmada, ben nede Geminin Kaptanıyım o kısa anda…
Bildiğin baba oğul olduk bir anda…
İşte bu menfaatsiz, sıcak evlatlık, bu yıl bana verilmiş en erken doğum günü hediyem oldu…
Santos, ileride belki 15 yıl sonra, Kaptan olduğu zaman, stajyerlerine, bir Türk Süvarim vardı, diye söze başlayacak…
Ne kadar uzun değil, ne kadar insanlara iz bırakarak yaşadığın önemli…
Canım Naime Sultan, Anneciğim…
Erhan Şengül
17 Ekim 1966 – 17 Ekim 2026
Filyos Zonguldak – Hint Okyanusu
EKONOMİ
18 Ekim 2026ÇEVRE
18 Ekim 2026ÇEVRE
18 Ekim 2026ÇEVRE
18 Ekim 2026ÇEVRE
18 Ekim 2026GÜNDEM
18 Ekim 2026ÇEVRE
18 Ekim 2026