O KİM? HİÇ KİMSE…

Değerli okurlar, Özgürlük her insanın doğuştan gelen hakkıdır. Herkes hayatını ilgilendiren konularda, başkasının hakkını gasp etmediği sürece, ne yapacağına ve ne yapmayacağına kendisi karar verme hakkına sahiptir. Yönetimler milletin özgürlüğü dahilinde olan bir eylemi gerçekleştirmesine asla engel olamaz. Ama; AKP iktidarı Cumhuriyet’in kazanımları sayesinde 2002 yılında demokrasi trenine bindi ancak bu trende bulunduğu süreçlerde Cumhuriyet kazanımlarını emperyal güçler ve yerli iş birlikçilerine yok pahasına peşkeş çekmesi yanında sosyal devlet ve üniter yapının mimarı ulu önder Atatürk ilke ve devrimlerinden sapmayı bir politika haline getirdi. Devamında, milletin olan Egemenliği saraya alınca da demokrasi trenini terk edip saray trenine geçti ve tüm ülkeyi ve ülke insanları her alanda etkileyen kurum ve kuralları belirler duruma geçti.
Yani; AKP iktidarının 24 yıl sonunda anayasanın vatandaşlara sağladığı hak ve özgürlükler saray
ve eşrafı için uygulanırken toplumun büyük bir bölümü için ortadan kaldırıldı, hak-hukuk ve
adalet sadece adında adalet olan saraylara hapsedildi, mafyanın devlet devletin mafya olması
sonucu vatandaşlar her alanda zulme maruz kaldı, Cumhuriyet’in milletine emanet ettiği
egemenlik katakulli bir referandum ile milletten alınıp saraya devredilmesiyle milletin
egemenliği yerini köleliğe bıraktı.
Kölelik mi kaldı diyenlere hatırlatmak gerekirse, Zincirler artık insanların bileklerinde değil…
zihninde. Üstelik Adına “kariyer” diyorlar, “başarı” diyorlar, “uygarlık” diyorlar. Ama acı olan,
zihnindeki prangaları gururla taşıyor olmaları. Öyle ya; “Demokrasi” adıyla maskelenen yeni bir
krallık sistemi ki, tek fark; toplumlar, köleliğinden kurtulmak için bir asır mücadele ettikleri
krallarını, artık kendi elleriyle seçiyorlar. Böylece, vatandaşlar kendilerini özgür sanmaya başladı.
Ama tam tersine kölelik daha kronik bir hale getirildi. Çünkü artık insanlar köle olduklarının bile
farkında değiller. AKP iktidarı milleti hatırlamaz, millet kendisini köle gören bu anlayışı
unutmaz, Nasıl mı?
Yaşlı bir adam, sabah erken evinden çıkmış yolda ilerlerken, bir aracın çarpması ile hafif
yaralanmış, sokaktan geçenler, yaşlı adamı hemen en yakın bir sağlık kuruluşuna ulaştırmışlar.
Hemşireler, adamcağızın yarasına pansuman yapmışlar ve bir kırık-çıkık veya çatlak olup
olmadığını görmek için röntgen çekilmesi gerektiğini söylemişler. Ancak yaşlı adam acelesi
olduğunu ve tetkik istemediğini söyleyince, hemşireler merakla acelesinin sebebini sormuşlar.
Yaşlı adam cevaben; “karım huzur evinde kalıyor, her sabah onunla kahvaltı etmeye giderim, geç
kalmak istemiyorum.” der. Karınızın, siz gecikince sizi merak edeceğini mi düşünüyorsunuz? diye
soran hemşireye, dönen adam üzgün bir ifade ile hayır “ne yazık ki karım Alzheimer hastası ve
benim kim olduğumu bilmiyor.” demiş. Hemşireler hayret ve şaşkınlıkla; “Madem kim olduğunuzu
bilmiyor, neden her gün onunla kahvaltı yapmak için koşturuyorsunuz?” deyince, yaşlı adam buruk
bir sesle; “Ama ben onun kim olduğunu biliyorum.” Yetmez mi? demiş.
Değerli okurlar, AKP yönetiminin merkezinde milletin olmadığı nasıl bir gerçek ise bu kadar
zulme layık görülen milletin de bu zulme sebep olanları tanıyor olması da bir o kadar gerçek…
iktidarın, sebep ne olursa olsun hatırlamadığı bu millet uğradığı zulmü asla unutmayacak ve
gelecek nesillere de her fırsatta hatırlatacaktır. Bilge bir kişiye “akıllı kimdir?” diye sormuşlar,
bilge kişi “herkesten öğrenendir” der, peki “Güçlü kimdir” diye sorulunca, bilge kişi “hırslarını
yenebilendir” der. Sorularına “zengin kimdir” diye devam edince, bilge kişi “halinden memnun
olandır” der. Son olarak “peki O kimdir?” diye sorulduğunda ise bilge kişi “hemen hemen HİÇ
KİMSE” cevabını verir.

Kıssadan hisse, günümüz iktidarında liyakat değil sadakat baz alındığından öğrenmeye kapalı,
gücünü koltuğundan alan ve hırslarına yenik düşen bir anlayış mevcut, zenginlik mi? saray ve
eşrafının vazgeçilmezi olduğundan mevcut AKP yönetimi ve koşulsuz destekçileri hallerinden
memnun. Ancak; iktidar, bu mutluluk için toplumun tamamını mutsuzluğa, sefalete ve gelecek
kaygısına mahkum etmiş durumda. Sorarım sizlere; bırakın mutlu olmayı, saray ve eşrafı dışında
günümüz Türkiye’sinde sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik alanlarda AKP uygulamalarından
memnun olan bir kişi var mı? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ben memnun değilim. Bence
memnun olan yok. Ya sizce, siz ne dersiniz, cevabınız nedir?
13.Ocak.2026
Selam ve saygılarımla
Cezmi Orkun