ALKIŞLAR HAK EDENE…

Değerli vatandaşlar, siyasilerin söylemleri ister olumlu isterse olumsuz olsun tüm olaylarda toplumun bir kısmı bunları alkışlamaktan geri durmuyor. Uzmanlara göre, alkış bir iki kişinin harekete geçmesi ile başlayan ve zincirleme olarak diğerlerine yansıyan bir etki yaratıyor. Ancak, bilinmeli ki alkışlar toplumsal ahlakta çöküşün de en büyük nedenidir. Artık alkışlama bir beğeni veya protesto amacı olmaktan çıkmış adeta farklı sonuçlar alma arayışına dönüşmüştür. Böylece doğru yerine yanlışları da alkışlayan halkımızın sonuçta hüsrana uğraması kaçınılmaz olmaktadır.
Siyasiler arasındaki en önemli figür olan Erdoğan’ın en büyük özelliğidir her durumda kendisini alkışlatmak... Öyle ki kendisiyle birlikte ülkeyi uçuruma sürüklerken dahi alkış almaya devam ediyor. Bakalım sizce de aldığı alkışları hak ediyor mu?
 One minute diyor tüm Türkiye alkışlıyor, sonra İsrail’e yanaşıyor yine alkışlanıyor,
 Tüm fabrikaları satıyor alkışlanıyor, fabrikalar kapatılıyor yine alkışlanıyor,
 Faiz düşüyor alkış, enflasyon artıyor yine alkış
 Siyasilere ve vatandaşa hakaret ediyor yine alkış,
 Eyy ABD diyor alkış, ABD ne derse harfiyen yapıyor yine alkış
 Mültecilere kucak açıyor alkış, ülkelerine göndereceğim diyor yine alkış
 BAE, Suriye ve Suudi Arabistan liderlerine, FETÖ finansörü, terörist ve katil diyor alkış, bu
ülkelere üç beş kuruş için avuç açıyor yine alkış,
 Rahip Brunson ve Deniz Yücel’i vermem diyor alkış, sonra iade ediyor yine alkış,
 Doğalgaz, petrol bulduk diyor alkış, bu ürünlere ardı ardına zam yapıyor yine alkış,
 FETÖ ile el ele kol kola iken alkış, bunlar terörist diyor yine alkış,
 PKK ile savaşıyor alkış tamam da PKK ile masaya oturuyor yine alkış,
 Dini ve milli hassasiyetleri sömürüyor alkış, insanları dinden soğutuyor, milliyetçiliği ayaklar
altına aldık diyor yine alkış,
Bir kısmını yukarıda belirttiğim uygulamalar genelinde Erdoğan hayal satıyor alkış, yalan
söylüyor alkış, zulmediyor yine alkış. Alkış önemini mi yitirdi yoksa. Hadi sorgulama
yeteneğimizi yitirdik diyelim. Yine de nasıl bir toplum olduk, bu toplumun içerisinde yer
alan biri olarak ben de mi sorusunu sormalıyız kendimize ki alkışı kimin hak edip etmediği
sorusuna cevap bulalım. Bu cevabı bulan toplum ve o toplumun her bir ferdidir alkışı hak
eden.
Yandaş medya aracılığıyla kendisini sürekli gören insanlarımıza Erdoğan’ı yaşamının bir
parçası olarak kabul edilmesi algısını sürekli olarak etkili bir şekilde uyguladığından mı,
yoksa dilenci bir toplum olarak yaşamınız bozulsun istemiyorsanız olgusu doğrultusunda
bağlılıktan mı bu alkışlar, anlamak mümkün değil. Bu nedenle, kendilerinden kopuk bu
anlayışın yaşattıklarını, yaşatacaklarını bir fıkra ile süsleyelim, fıkra bu ya;
Düşmek üzere olan bir uçağın tabanı da dahil olmak üzere her şeyi atmışlar. Sadece uçağın
tavanına tutunan yolcular ve pilot kalmış. Pilot:
 Uçak hala düşüyor, bir yolcunun daha atlaması gerekli dediğinde yolcular arasında olan
Temel:
Ben atlarım ama sizden bir isteğim var. Ben ömrüm boyunca alkışlanmak istedim fakat
beni alkışlayan biri olmadı. Bu yüzden sevgili kaptan pilotumuz hariç hepinizden kuvvetli bir
alkış istiyorum, deyince bütün yolcular Temel`i alkışlamış ve hepsi aşağı düşmüş. Sadece
Temel ve pilot kurtulmuş. Kıssadan hisse. Başınıza gelecek felaketin habercisidir sorgudan
yoksun alklış.

Değerli vatandaşlar, siyasileri alkışlama, hayatın içindeki baskı ve otorite kaynaklarını bir
yandan teyit etme öte yandan bunlardan kurtulma isteğinin ifadesi hali mi bilemem fakat 
ahlak, vicdan ve bilim karşıtı günümüz iktidar anlayışa sahip siyasilerin (ki AKP ve
avaneleri başı çekiyor), söylem ve eylemlerini alkışlayan kişilerin ve milletimizin başının
felaketlerden kurtulmayacağını iyi bilenlerdenim. Yine de DOĞRU PARTİ temsilcileri
olarak ülkemize gelmesi muhtemel her türlü felaketin halkımızın sağduyu ve feraseti ile
önleneceğine inancımız tamdır. Alkışlar hak edene gitsin. 21.Haziran.2023
Selam ve Saygılarımla
Cezmi Orkun
Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı
(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)